Floransa

28 Aralık 2018 – 1 Ocak 2019 İtalya Gezisi

Yüzyıllar boyunca Floransa bir medeniyetin, kültürün, mimarinin ve güzelliğin temsilcisi olmuştur. Her şeyden önce İtalya Rönesansı’nın beşiğiydi. Şairler, sanatçılar, politikacılar, seçkin akademisyenler yeteneklerini ve sevgilerini bu güzel ve tarihi şehre cömertçe sundular.

Floransa deyince Medici Ailesi’nden bahsetmemek olmaz.

Medici Ailesi

Medici Ailesi 14-17. yüzyıllar arasında Floransa’da yaşamış güçlü ve etkin bir aileydi. Aile üç papa, çok sayıda Floransa hükümdarı, Fransa Kraliyet mensupları yetiştirmiştir. İlaveten İtalya Rönesansı’na katkı sağlamışlardır.

Aile özellikle bankacılık ve ticaret alanında faaliyetleri ile başarı sağlayıp güç sahibi olmuştur. Sonradan İl Vecchio (yaşlı) lakabını alacak olan Cosimo de Medici ailenin tek varisi babasının işlerini sürdürüp devrinin en zengin adamlarından biri haline geldi. Floransa Kent Devleti bir cumhuriyet olsa da aslı güç, bir avuç nüfuzlu ailenin elinde toplanmıştı. Mediciler çeşitli idari görevlere güvendikleri adamları getiriyor, böylece kendi ailelerinin iktidarının sürekliliğini sağlıyorlardı.

Bir yandan sanatçıları destekliyorlardı. Kendi de Yunanca eğitimi alan Cosimo aydınlığa gidecek yolda Antik Çağı’n araştırılması, yeniden keşfi için incelemeleri, çevirileri destekliyordu. Floransa’da kültürel ilerleme,  zirveye Cosimo’nun torunu Lorenzo de Medici (İl Magnifico, Muhteşem) ile ulaştı. Babasının ölümü ile 20 yaşında kentin politik liderliğini üstlendi. Daha sonra bahsedeceğimiz gibi Lorenzo Michelangelo’yu himayesine almış, desteklemiştir.

Duomo Meydanı (Piazzo del Duomo)

Şehrin merkezindeki, Orta Çağ havasının solunduğu bu güzel meydandaki en önemli yapılar, Floransa Katedrali, Giotto’nun Çan Kulesi ve Aziz Giovanni’nin Vaftizhanesi’dir. Ayrıca çok yakınında da gezip görmeye değer çok sayıda tarihi yapı bulunur.

 Floransa Katedrali (Santa Maria del Fiore Katedrali, Duomo)

Duomo; “ev” anlamına gelen Latince “domus” teriminden türeyen bir kelimedir. Duomo; Tanrı’nın ve halkının evi.

Dünyadaki üçüncü büyük kilise olan Floransa Katedrali şehrin silüetinin büyük bir kısmını kapladığından şehrin simgesi halini almıştır.

Duomo, 140 yıllık çalışmanın sonucudur. Cephenin ilk taşı, 1296’da Arnolfo di Cambio tarafından aynı anda Santa Croce Kilisesi ve Signoria Meydanı’nın yapımını yöneten bir projeye atıldı. 1436’da tamamlandı.

Genel olarak Gotik Avrupa katedralleri tarzında yapılan katedral “Santa Maria del Fiore” ismini almış. Beyaz, pembe ve yeşil mermerler ile süslü dış cephesi ile dikkat çekici bir görünüme sahiptir.

Merkezi kapının üstündeki figür, çiçekli bir asa tutan tahttaki Mary, her şeye hakim görünümdedir.

Ön yüzdeki üç kapıda tarihsel, dinsel ve ulusal nitelikte konular ile Niccolo Barabino tarafından tasarlanan mozaikler bulunur.

Girişteki kapının üzerindeki saat 15. yüzyılda Paolo Uccello tarafından yapılmıştır. Günün 24 saatinin güneşin batışına göre ayarlandığı saat hala çalışmaktadır.

Brunelleschi Kubbesi

Filippo Brunelleschi tarafından tasarlanan devasa kubbe, 1418-1434 yılları arasında 16 yılda inşa edildi. Aslında kubbenin ve katedralin tasarımcısı Arnolfo di Cambio. Brunelleschi ise planları yapılmış, inşası neredeyse imkansız olan bu devasa kubbeyi, bazılarını kendi icat ettiği yeni yapı alet ve yöntemleri ile sağlam bir şekilde inşa eden kişi. Yapılması amaçlanan kubbenin, bundan 900 yıl önce İstanbul’da İmparator Justinianus tarafından inşa edilen Ayasofya‘yı çap ve yükseklikte geçmesi ve aynı zamanda daha önce Avrupa’da kullanılmamış yeni bir teknikle yapılması gerekiyordu.Yarışma sonucu kubbeyi yapmaya hak kazanan, bunu yapmayı taahhüt eden ve başaran Filippo Brunelleschi; kuyumcu ve saat yapımcısı idi. Kubbenin beyaz mermerden bir tepe feneri dış görünüşü tamamlamaktadır. Ayrıca hafif konik formu, basit yuvarlak pencereleri, kırmızı tuğla örtüsü ile de güçlü ve güzel bir siluet sağlamaktadır.

Kubbenin içi daha sonra dünyanın en büyük fresklerinden biriyle süslenmiştir. Bu fresk Vasari‘nin Son Hüküm isimli eseridir. Bu freskler Vasari’nin öğrencisi Zuccari tarafından boyanmıştır.

Duomo’nun 44 vitray penceresi, Eski ve Yeni Ahitten sahneleri tasvir ederler.

Giotto’nun Çan Kulesi

Duomo’nun çan kulesi 1334’te Giotto tarafından başlatıldı, ölümünden sonra Andrea Pisano tarafından devam etti ve 1359’da Francesco Talenti tarafından tamamlandı. 84 metre uzunluğundaki kare şeklindeki yapının dış cephesindeki nişlerde 16 yaşam boyu heykel ile dekore edilmiştir. Tüm heykel eserlerinin orijinalleri Opera Müzesi’ndedir.

Aziz Giovanni’nin Vaftizhanesi

Meydandaki en eski anıt, yüzyıllar boyunca Hristiyan kullanımı için “dönüştürülmüş” bir pagan tapınağı olduğuna inanılan San Giovanni Vaftizhanesi’dir. 5. veya 6. yüzyılda bugün gördüğümüze benzer ilkel bir vaftizhane inşa edilmişti. Bu ilk vaftizhane “sekizinci günü” simgeleyen sekizgen formda yapılmıştı. 11.-12. yüzyılda Andrea Pisano ve Lorenzo Ghiberti tarafından yeniden inşa edildi ve birçoğu eski binalardan gelen değerli mermerlerle zenginleştirildi. Şehirde gurur verici bir yapı halini aldı. Dante ona “güzel San Giovanni” dermiş.

19. yüzyıla kadar şehirdeki Katolikler’in vaftiz töreni için kullanıldı.

Yapının ünlü kapılarından en eskisi güneyde, San Giovanni Battista’nın hayatını tasvir eden kapıdır. 1330’larda Andrea Pisano tarafından yapılmıştır. Daha sonra yapılan kapılar yarışmayı kazanan Ghiberti tarafından yapılmıştır.

Kapılar üzerinde İncil’den çeşitli sahneler tasvir edilmiş.

Bu kapılar, Michelangelo tarafından güzelliklerinden ve Rönesans’ın başlangıcı olarak söylendiğinden dolayı  Cennetin Kapıları olarak isimlendirilmiştir.

Vaftizhane’de Pantheon’u hatırlatan geniş kubbeli bir alan mevcut. Varakla boyalı görkemli kubbe, İtalya’nın merkezindeki Bizans etkisini vurgular.

Bu gezimizde vaftizhanenin içine girmedik. Fotoğraflar 2014 gezimizden. Fotoğraf kalitesi biraz düşük.

Vecchio Köprüsü (Ponte Vecchio, Eski Köprü) 

1345 yılında yapılmış kemerli bir köprüdür. Floransa’da yıkılmayan tek ve en eski köprüdür. Köprünün üzerinde iki taraflı olarak dükkanlar bulunuyordu. Önceleri kasap dükkanları ve tabakhaneler vardı. Ancak Dük Ferdinand bu dükkanların etrafa saçtığı pislik ve koku nedeniyle kaldırılıp yerlerine kuyumcuların taşınmasına karar verdi.

16. yüzyılda, Medici ailesi Palazzo Vecchio ve Palazzo Pitti arasında halka görünmeden gidip gelmeleri için  Giorgio Vasari’ye Ponte Vecchio’nun da üzerinden geçen “Vasari Koridoru” denilen bir koridor inşa ettirdi.

Köprüye 1900 yılında Cellini’nin (İtalyan kuyumcu, heykeltraş, ressam, yazar, şair) büstü dikilmiş.

Signorya Meydanı

Orta Çağ Floransa’sının merkezinde yer almış, günümüzde de kentin en önemli, turistik, tarihi ve güzel meydanı.

Meydanda; günümüzde Belediye Binası olarak kullanılan Vecchio Sarayı, Neptün Çeşmesi ve Heykeli, Uffizi Galerisi, Uffizi’nin bitişiğindeki duvarda Signorya sundurması bulunuyor.
Loggia della Signoria (Loggia dei Lanzi, Signorya Sundurması, Köşkü)

Rönesans sanatını içeren eşsiz bir açık hava heykel galerisidir. Loggia, 1376-1382 yılları arasında Benci di Cione ve Simone Talenti tarafından Floransa Cumhuriyeti’nin halka açık törenlerine ev sahipliği yapmak için inşa edildi. 16. yüzyıldan sonra Medici Aile gücünün bir göstergesi oldu. Barındırdığı heykeller sadece estetik kriterlere göre değil, belirli politik anlamı temsil etmek için de seçildi.

Kemerli yapının ön cephesinde 4 alegorik figür bulunuyor. Bunlar; metanet, ölçülülük, adalet ve sağduyuyu temsil ediyor (Agnolo Gaddi).

Loggia’nın merdivenlerinin iki tarafında bulunan Medici aslan heykellerinden biri.

Medusa başını tutan Perseus Heykeli (Benvenuto Cellini)

Sabina Kadınlarına Tecavüz (Giambologna). Orijinal. Kopyası Akademi Galerisi’nde.

Asker ve savaşçı mitolojik kahraman Menelaos, Patroclus’un cesedini taşıyor. M.S. 1. yüzyıl
Arkada sağda Ulpia Marciana Heykeli M.S. 110-120
Arkada solda Thusnelda Heykeli (Cermen savaşçı Arminius’un karısı)
Herkül (Herakles) ve Nessus, (Giambologna)
Heykelde Yunan ve Roma mitolojisinin en bilinen kahramanlarından olan Herakles’in (Herkül), Nessus ile savaştığı an tasvir edilmektedir.
Polyxena’nın Tecavüzü -Aşil tarafından- (Pio Fedi)
Neptün Çeşmesi
Loggia’nın karşısında Neptün Çeşmesi bulunuyor. 1565 yılında inşa edilmiş.
Fotoğraf 2014’ten. 2018’de restorasyondaydı.
Vecchio Sarayı (Belediye Binası)
Saray 1299-1314 yıllarında devlet memurları için bir ev ve iş yeri olarak inşa edilmiştir. Şu anda saray bir müzeye ev sahipliği yapıyor. Sarayın önünde Michelangelo’nun Davud Heykel’inin kopyası ile Bandinelli’nin Herkül ve Cacus Heykeli bulunuyor.
Bina 1540-1565 yılları arasında Dük Cosimo I de Medici’nin evi olarak hizmet vermiş. Tadilatla neredeyse iki katına çıkan binaya mahkeme, ziyaretçi ve Kraliyet ailesi için konaklama hizmeti verecek daireler yapılmış. Dük yeni sarayına (Pitti Sarayı) taşınınca burası Eski (Vecchio) Saray olarak anılmış.
Floransa’nın İtalyan başkenti olduğu 1865-1871 yılları için burası hükümetin merkezi oldu. Şu anda, Saray sadece müze olarak işlev görmüyor, aynı zamanda Belediye Binası ve Belediye Başkanı’nın ofislerini de barındırıyor.
Uffizi Galerisi
Dünyadaki en eski ve en ünlü sanat müzelerinden biridir.

Uffizi İtalyanca “ofisler” demektir. Müze adını, eskiden Medici ailesi zamanında şehrin yönetim merkezine bir köprüyle bağlı olan Sulh yargıçları ofislerinden almaktadır. 1560-1581 yılları arasında U şekline ve 2 katlı olarak inşa edilen bina Toskana Grand Dükü Cosimo de Medici‘nin isteği üzerine Giorgio Vasari tarafından tasarlanmıştır. Galerinin inşaası Cosimo’nun oğlu Francesco de Medici zamanında tamamlandı. Ne tasarlayan Vasari ne de baba Cosimo binanın bitişini görememiştir.

Antik çağlardan modern döneme dünyaca ünlü antik heykel ve resim koleksiyonları ile ünlüdür. 14. yüzyıl ve Rönesans döneminden kalma resim koleksiyonları şaheserler içerir.

13.-14. yüzyıldan 18-19. yüzyıla dek sanatın gelişiminin izlenebildiği dünya üzerindeki tek müze. Rönesans, öncesi ve sonrası dönem neredeyse tüm sanatçıların eserleri var.

Medici koleksiyonunun toplanması 1581 yılından 18. yüzyılda ailenin son temsilcisi ölene kadar yaklaşık 300 yıl sürmüştür.

Uffizi Galerisi Koleksiyonu’nda Michelangelo, Leonardo da Vinci, Rembrandt, Raphael, Botticelli, Mantegna, Rubens, Raffaello, Tiziano, Caravaggio gibi birçok ünlü sanatçının eseri vardır.

Ayrıca Antik Roma ve Yunan dönemine ait bir çok heykeli bünyesinde barındırmaktadır.

Filippo Lippi (1406-1469), Madonna, Çocuk ve İki Melek

1465 yılında Lippi tarafından yapılan, ressamın en ünlü ve Rönesans’ın da en güçlü eserlerindendir. Resmin hikayesi ise ilginç. Aslında Katolik bir keşiş olan Filippo Lippi, Lucrezia isimli bir rahibeye aşık olur. Ancak aşkına karşılık alamaz. Yine de bu gizli aşkı uzun süre taşır. Sonunda Lippi de, Rahibe Lucrezia da dini görevlerinden ayrılarak evlenir ve aile sahibi olurlar. Oğulları Filippino Lippi ise babasının izinden giderek bir ressam olur. Bu resimdeki Madonna’nın Rahibe Lucrezia olduğu söyleniyor.

Giovanni Bellini (1433-1516), Kutsal Alegori

Resmin temsilinin anlamı daha çözülememiştir. Hakkında mevcut yorumlar: 14. yüzyıl Fransız alegorik bir şiirinin resimsel temsili, Kutsal bir konuşma, Tanrı’nın dört kızının karmaşık bir alegorik temsili (Merhamet, Adalet, Barış, Sadaka), Cennetin vizyonu, Enkarnasyon üzerine bir meditasyon.

Vasari Koridorları

Ünlü Vecchio Köprüsü’nde yer alan, Uffizi Sarayı, Vecchio Sarayı ve Boboli Bahçeleri’ni birbirine bağlayan Vasari Koridoru Uffizi Galerisi’nin de bir parçasıdır.

Koridorda sergilenen koleksiyonlar arasında en önemlisi 17. ve 18. yüzyıl eserleridir. İlaveten değerli bir heykel koleksiyonu da bulunur.

Piero della Francesca (1416-1-492), Urbino Dükü ve Düşesi, Federico da Montefeltro ve Battista Sforza

Bu eserde Federico da Montefeltro ve eşi Battista Sforza resmedilmiştir. Eser düşesin ölümünden sonra eşi tarafından yaptırılıyor. Eseri yapmak için düşesin ölüm maskesinden faydalanılmıştır. Bu eserde düşes sağdan dük soldan resmedilmiştir. Bunun nedeni dükün yüzünün sağ tarafında yara olması nedeniyle burnunun bir kısmını ve sağ gözünü kaybetmiş olmasıdır.

Eserde kullanılan profillerin resmedilmesinde bu dönemde bir gelenek olan Antik Roma ve Yunan sikkeleri örnek alınmış. Yani sikke tarzı bir portre edilme söz konusu. Düşesin alnının açık olması o dönemin modasını yansıtıyor.

Bu eserde haberci melek olan Cebrail’in (Gabriel) Meryem’e İsa’yı müjdelemesi konu alınmıştır. Leonardo’nun bu eseri yaptığı dönemde İncil’in dünyayı açıklayan “tek model” olma özelliği sorgulanıyordu. Bu durumun Leonardo’nun sanatı üstündeki etkisini bu eserde gözlemleyebiliriz. Şöyle ki eserdeki dini temalarda dünyevi unsurlar daha çok kullanılmıştır. Örnek olarak Cebrail’in kanatlarının gerçek bir kuşun kanadı gibi çizilmesi gösterilebilir.

Sandro Botticelli (1445-1510), İlkbahar

Lorenzo de Medici’nin kuzenlerinden Lorenzo di Pierfrancesco’ya “yatak odası hediyesi” olarak tasarlanmıştır. O dönemde yatak odası için tablo siparişi vermek soyluluğun bir göstergesi olup gelenek haline gelmiştir. Genç Medici evlendiğinde henüz on dokuz yaşında gençliğinin baharındadır ve bu tablonun ismi onun gençliğine ithafen “İlkbahar” adını almıştır.

Bu tablo Hristiyan dini temalı dönem resimlerinden farklı olarak birçok mitolojik öge içermektedir.

Botticelli, resmin merkezinde yer alan Venüs’ün ruhsal güzelliğini vermeye çalışmış ve alışılmışın aksine üzeri giyinik bir şekilde resmetmiştir. Venüs, gençliğin, yenilenmenin dolayısıyla ilkbaharın temsilcisidir.

Başının üstünde yer alan oğlu Eros aşk okları atmaktadır. Gözlerinin bağlı oluşu güzelliği kalple algılamamız gerektiğini vurgular.

Resmin sağ kısmında üç figür bulunmaktadır. Bunlar Rüzgar Tanrısı Zephyros, Chloris ve baharın gelişini müjdeleyen Flora’dır. Botticelli bu tabloda Romalı şair Ovidius’un Metamorfozis (Dönüşümler) adlı eserinden etkilenmiştir. Ovidius kitapta baharın başlamasının, Chloris’in Flora’ya dönüşmesiyle gerçekleştiğini söyler. Chloris, kendisini evlenmeden önce şehvete zorladığı için Zephyros’tan hep nefret eder ve sonunda Zephyros onu Flora’ya dönüştürmüştür. Bahara dönüşen Flora’nın her yerinde çiçekler belirir.

Resmin sol kısımdaki “Üç Güzeller” baharın gelişini kutlamaktadır. Zeus ve Eurynome’nin kızları olan Üç Güzeller, mitolojide “Kharitler” olarak da geçer. Göze hoş olanı simgeleyen Tanrıçalar olan Kharitler’in isimleri de parlaklık, ışıltı ve güzellik anlamına gelen “kharis”  ile ilgilidir. Burada Venüs’ün yardımcıları olarak kullanılmıştır.

En sol kısmında ise kanatlı sandaletleri ve kırmızı kıyafeti ile Hermes bizi karşılamaktadır. Sağ eliyle bir yeri işaret etmektedir. Botticelli onu bu bahçenin koruyucusu, Tanrı ile insanlar arasındaki bir aracı olarak görevlendirir.

Etraftaki portakal ağaçları da bir Medici sembolüdür.

Botticelli (1445-1510), Venüs’ün Doğuşu

Tribün

Tribün 1581-1583 yılları arasında Francesco I de Medici’nin isteği ile “Büyük Dük’ün mücevherlerini ve süslemelerini muhafaza için” mimar Bernardo Buontalenti’ye yaptırıldı. O dönemde müze kavramına göre, Tribün sadece heykeller ve resimler gibi sanat eserlerini değil, aynı zamanda değerli taşlar da dahil olmak üzere mücevherleri de sergiliyordu. Tribün, Medici’nin Uffizi’deki koleksiyonlarının çekirdeğiydi.

Yapı, Hristiyan geleneğindeki sekiz cennete atfen sekizgen yapıldı.

Francesco I, Tribün’ün dekorasyon ve mobilya ikonografisini dört elementi içeren tam bir evren olarak tasarladı. Dünya yani toprak; mimar Buontalenti tarafından çok renkli mermerler (Kuzey Afrika’dan kaymak taşı, Türkiye’den yeşil porfir, Mısır’dan kırmızı porfir) ile geniş bir çiçek olarak işlenen zemin ile temsil edildi.

Su; kubbede Hint Okyanusu’ndan gelen 6 bin sedef kabuk tarafından temsil edildi ve kırmızı vernikle boyanmış arka plana yerleştirildi. Vernik altında, 130 metrekarelik tavan daha sonra altın varak katmanlarla kaplandı.
Ateş; altın saçaklarla donatılmış duvarlardaki değerli kırmızı kadife ile temsil edildi.
Hava; rüzgarlara açık yüksek fener ile sembolize edildi.
Orijinal Rönesans tabanını korumak için ziyaretçilerin odaya girmelerine izin verilmiyor, sadece kapı açıklığından odaya bakılabiliyor.
Ortada Medici Venüsü.
Baccaccio Baccaccino (1468-1525), Zingarella (Çingene Kız)
Uffizi’den Vecchio Köprüsü. Vasari Koridoru da görülüyor.

Botticelli, Annuciation (Müjdeci)

Dindar bir genç kadın olan Meryem evinde dua okurken, Cebrail gelir ve Tanrı’nın çocuğunu taşıyacağını müjdeler. 

Leonardo da Vinci, Adoration of Magi (Akil Adamların Hayranlığı)

Leonardo da Vinci mükemmeliyetçi biriydi. Eserlerini tamamlaması uzun yıllar sürmüştür (Hayatı boyunca tamamladığı 17 eser vardır.)  Adı Akil Adamların Hayranlığı olan bu eser de Da Vinci’nin Milano’ya gitmesi nedeniyle tamamlayamadığı bir eserdir.

6 yıl süren restorasyonun ardından Uffizi Galerisi’nde sergilenen eser aslında 15. yüzyılda çok yaygın olan bir konuyu anlatmaktadır: İsa’nın doğumu ve yeni Hristiyanlık dininin pagan değerleri üzerindeki zaferi.

Da Vinci’nin tablosunun arka kısmında Roma’daki Maxentus Bazilikası resmedilmiştir. Efsaneye göre bu bina İsa’nın doğduğu gece yıkılmıştır.

Merkez sahnede İsa ile oturan Meryem Ana’yı ve onun önünde diz çöken üç itaatkar kralı görüyoruz.

Raffaello Sanzio (1483-1520), Madonna, İsa (çocuk), Genç Vaftizci Yahya (St John)

Michelangelo Buonarroti (1475-1564), Doni Tondo (Kutsal Aile)

Agnolo Doni tarafından güçlü bir Toskana ailesinin kızı Maddalena Strozzi ile evliliği sebebiyle yaptırılmıştır. 

Resimde ortadaki Vaftizci Yahya ile birlikte Kutsal Aile (Çocuk İsa, Meryem ve Yahya) ön planda bir piramit oluştururlar. Arkadaki çıplak erkek figürleri muammadır. Çeşitli yorumlar bulunuyor. Belki öndeki Kutsal Aile’ye tezat olarak duvarla ayrılmış arka bölgede pagan dünyasını temsil etmeleri için oraya yerleştirilmişlerdir.

Giorgio Vasari (1511-1574), Lorenzo Medici’nin (Muhteşem lakaplı) Portresi

Titian (Tiziano Vecellio) (1488-1576), Urbino Venüsü

Titian’ın şehvetli Aşk Tanrıçası. Yakın arkadaşı Giorgione’un Uyuyan Venüs tablosundan esinlenmiştir. Ancak mitolojik bir eser değildir. Urbino Dükü Guidobaldo della Rovere, evlendiğinde kendi 20 yaşında eşi ise 11 yaşındadır. Dük eşine bazı mesajlar vermesi için böyle bir resim ısmarlamıştır.

Resimde üzerinde hiçbir kıyafet bulunmayan genç kadının yüzüğü, bileziği ve inci küpeleri vardır. Bu da kadının zengin, asil bir aile mensubu olduğunu gösterir.

Arka taraftaki sandıklar onun çeyiz sandıkları olmalı.

Sağ elindeki güller aynı zamanda Venüs’ün sembolü. Açıkça sergilediği göğüsleri analığı simgeliyor. Yatağın kenarında uyuyan küçük köpek ise sadakatin simgesi. Dük, kendisine sadık olmasını beklerken ona doğurganlığını hatırlatarak analığa da hazırlamak istiyor. Sol eli ile cinselliğini örterken dudaklarına davetkar bir gülümseme ilave edilmiş. Titian’ın Venüs’ü Giorgione’un masum Venüs’ünün yanında daha şehvetli bir görünüme sahip. Belki de Dük analık ve sadakatin yanı sıra eşinin kendisini de ihmal etmemesini üstü kapalı bir mesaj olarak veriyor.

Artemisia Gentileschi (1593-1653), Yudit Holofernes’i Katlederken
Artemisia’nın ikonik eserlerinden biri olarak kabul edilir.
Caravaggio’dan sonraki 17. yüzyılın en başarılı ve en ünlü kadın ressamlarından biriydi. Kadın ressamların kolayca kabul edilmediği bir dönemde, Floransa’daki Accademia di Arti del Disegno’ya üye olan ilk kadın ressamdı. Eserlerinde kadının gücünü, insani yönlerini öne çıkaran duygusallığını verir. Bir sanatçı tarafından tecavüze uğramış ve dava açmıştır.
Eserinde; dul bir Yahudi kadın olan Yudit (Judith)’in halkını Asurlu istilasından kurtarmak için Asur General Holofernes’i önce baştan çıkarıp sarhoş etmesi, ardından da başını keserek öldürmesini konu alan hikayenin son anını tasvir eder. Caravaggionu’nun aynı konulu tablosundan esinlenmiştir. Ancak Yudit’in yüzündeki ifade diğer eserdekinden daha güçlüdür. Sanatçı burada Holofernes yerine muhtemelen kendi tecavüzcüsünü koymuştur. Tüm gücü ile mücadele ettiği adamın başını keserken kaşları çatılmış olan Yudit’in yüzünde tiksinti ve nefret duyguları izlenmektedir.

Gerrit Van Honthorst (1592-1656), (Çocuğun Hayranlığı)

Akademi Galerisi

Burada biraz durup Michelangelo’dan bahsetmek lazım. Sanatını ve sanatçıyı anlamak adına.

Michelangelo Buonarroti (1475-1564)

Michelangelo’nun biyografisini yazan Giorgio Vasari ve Ascanio Condivi, bu dahi sanatçının doğumundan, Tanrı’nın Floransa sanatına yapmış olduğu bir lütuf şeklinde söz ederler.

6 yaşında annesini kaybeden sanatçı erkek kardeşleriyle yoğun şekilde mektuplaşmış, para kazanmaya başladıktan sonra ailesine maddi yardımda bulunmuş, kendisi ise mütevazi bir hayat sürmüştür. 13 yaşında duvarcı ustası Domenico Ghirlandaio’nun yanına girmiş, fresk tekniğinin temellerini öğrenmiş, 1 yılda ustasını geçer hale gelip ondan ayrılmıştır. Medici’lerin himayesine girmek ise genç Michelangelo’nun başına konan talih kuşudur. Medici Ailesi’nin sanat kolleksiyonlarını, Antik Çağ’ın sanat eserlerini inceleme fırsatı buldu. İtalya’nın en ünlü bilginleri Mediciler’in sarayının müdavimi idi. Onlarla birliktelik Michelangelo’nun düşünce yapısındaki gelişime katkı sağladı.

1494’de Fransızlar’ın şehre girişi ve Mediciler’in gözden düşmesine kadar (19 yaşına kadar) burada eserler verdi.

1494-1501 yılları arasında, 1 yıl Bologna, az bir süre Floransa ve sonrasında Roma’ya gitti.

1501’de tekrar Floransa’ya dönen sanatçı ölene kadar Roma ile Floransa arasında gidip gelmiştir.

Akademi Galerisi, şüphesiz bu en büyük Rönesans sanatçısı Michelangelo’nun heykelleri ile ünlüdür.

Güçlü Medici Ailesi’nin koleksiyonunun bir parçası olan sanat eserlerinin çoğu, son aile bireyi tarafından Toskana Büyük Dükalığı’na bağışlandı. Böylece bu muhteşem eserler  herkese ulaşılabilir oldu.

Akademi Galerisi’nde ziyaret güzergahında ilk görülen yer “Colossus Salonu”dur.

Colossus Salonu

2013’te düzenlenmiş bir salondur.

Sabine Kadınına Tecavüz (Giambologna)

Tek mermerden oyulan bu heykel grubunda, bir askerin kadını kucaklayıp götürmeye çalışması, kadının eşinin ise çaresizlikten adamın ayaklarının dibinde yatması tasvir edilmiş. Roma ilk kurulduğunda bir toplum oluşturmak üzere toplumun erkekleri, aile kurmak amacıyla, bölgenin yerlisi olan sabine ahalisinden kızlarla evlenmek isterler. Ancak kabul edilmeyince göstermelik düzenledikleri bir festivalde kaçırma yoluna giderler. Bu konuda başka eserler de vardır. Aslında cinsel saldırıdan ziyade aile kurmak amacı ile eş adayını kaçırma manasındadır.

Bu heykelin orijinali Loggia dei Lanzi’de sergileniyor.

Solda “Haçtan Biriktirme” (Filippino Lippi) ve sağda “Bakire’nin Varayımı” (Perugino)

Kıyamet (Raffaellino dei Conti)

Aziz Stefano, Jakope ve Pietro (Domenico Ghirlandaio)

Madonna, Çocuk ve Azizler (Botticelli)

Mahkumlar Salonu 

Koridor şeklindeki bu salon Michelangelo’nun bitmemiş eserlerine ayrılmıştır. Köleler olarak adlandırılan 4 erkek heykel bulunuyor. Bu heykeller; “Uyanan Köle”, “Genç Köle”, “Sakallı Köle” ve “Atlas (veya Sınır) ‘dır. Michelangelo bu heykelleri Papa Julius della Rovere’nin mezarı için yapmaya başlamıştır. Ruhun bedendeki esaretini simgelemek üzere 12 adet köle heykelin yapımı tasarlanmış, ancak sadece 6’sına başlayabilmiştir.

Bu heykeller birçok şekilde yorumlanmıştır. Mermer bloktan heykel figürü çıkarmadaki zorluk ve mücadele; ruhu maddeden kurtarmaya benzetilmiştir. Hatta sanatçının, bu mücadeleyi temsil etmek için heykelleri kasıtlı olarak tamamlamadığı iddia ediliyor.

Genç Köle Heykeli

Aziz Matta Heykeli

(Michelangelo’nun “İsyankar Köle” ve “Ölmekte Olan Köle” heykelleri de Louvre Müzesi’nde sergileniyor.)

Koridorun duvarlarında Fra Bartolomeo, Pontormo (Venüs ve Aşk Tanrısı), Granacci, Andrea del Sarto (Acıların Adamı Mesih) ve Michele di Ridolfo del Ghirlandaio (Zenobia) gibi sanatçıların eserleri sergileniyor.

Bu koridor Davut Heykeli’nin de bulunduğu Tribün’e açılıyor.

Tribün 

Davud Heykeli (1501-1504)

Michelangelo Floransa Katedrali’nin kubbesi için böyle bir heykeli yapmayı kabul ettiğinde 26 yaşındaydı ve ünlenmiş bir sanatçıydı.
Heykelin yapıldığı dev boyuttaki beyaz Carrara mermer blok, daha önce başka bir heykel yapımı için bir sanatçı tarafından seçilmiş ancak mermer boyutları ile baş edilemeyip bırakılmıştı. Ardından bir sanatçı daha girişimde bulunmuş ama o da fazla bir şey yapamamıştı. Yani bu mermer blok yaklaşık 40 sene Michelangelo’yu beklemişti.
Floransa’da kaidesine ilk yerleştirildiğinde “Dev” ismi verilen heykelin (heykelin uzunluğu 4.10 metre) başlangıçta Floransa Katedrali’nin çatı hattını güzelleştirecek bir dizi heykelin arasına girmesi planlanırken, tamamlandığında o kadar büyük beğeni aldı ki insanlar bu esere yakın olmak istediler. Bu nedenle oluşturulan bir komisyon kararı ile Signorya Meydanı’na kondu. 1504-1873 yıllarında burada sergilenen heykelin korunaklı olması için kapalı bir mekana taşınmasına karar verildi. Ancak konulacağı ve yapılması planlanan Tribün Salonu daha bitmediği için 9 yıl ahşap bir sandıkta bekletildi. 1882’de planlanan yerine kondu, tepeden güzel bir ışıklandırma yapıldı ve halka açıldı.
Heykel çıplak bir görünüme sahip olsa da dini içerikli bir eserdir. Eski Ahit’te ve Kur’an’da (Bakara Suresi 249-251. ayetler) geçen bir hikayedir.
Davud peygamber Kudüs’te doğar. İsrail’in en büyük kralıdır. Kendisine 4 kutsal kitaptan biri olan Zebur indirilmiştir. Süleyman peygamberin de babasıdır. Hikaye, İsrailoğulları ve Filistinliler’in savaşı esnasında gerçekleşir. Golyat (Kur’an’da Calut) kimilerine göre 3 metre boyu olan Filistinli savaşçı bir dev iken Davud, o sıralar yakışıklı, ergen bir çocuktur. Çobanlık yapmaktadır. İsrail’in ilk kralı olan Saul (Kur’an’da Talut), Golyat’ı öldürene kızını vereceğini ve o kişiyi zengin edeceğini söyler. Davud, Golyat’ın kim olduğunu öğrenince Kral Saul’un karşına çıkar ve Golyat ile dövüşmek istediğini söyler. Saul önceleri karşı çıksa da Davud’un dövüşmesine izin verir. Davud’a kendi zırhını giydirir ve başına takması için tunçtan bir miğfer verir. Zırh ve miğfer Davud’a ağır gelir, bu kıyafetlerin içinde rahat hareket edemez. Bu yüzden üzerinde ne var ne yoksa hemen çıkarıp eline bir sapan ve beş tane çakıl taşı alır, ardından yola çıkar. Golyat ile karşı karşıya gelen Davud, düşmanının en hassas noktasına, alnının tam ortasına kalın bir miğfer giydiğini görür. Bunun üzerine ordunun kalkanları ile güneş ısısını Golyat’ın miğferine yansıtır. Miğferi ısınan Golyat, çareyi onu çıkarmakta bulur. Tam bu esnada Davud sapanı ile Golyat’ın alnının ortasını hedef alarak onu vurur ve yere indirir. Yere düşen Golyat’ın kılıcını alan Davud, düşmanın başını ve gövdesini birbirinden ayırır. Golyat’ın kellesini de Kral Saul’a götürür. Hikayenin ana teması Tanrı’nın gücüyle her şeyin yapılabileceğidir.
Hikaye birçok sanat eserine konu olmuştur.
Davud, 15. yüzyılda genellikle elinde kılıcı, başında miğferi, üzerinde zırhı ile tam bir savaşçı olarak tasvir edilirdi. Golyat’ı yendikten sonra ayağının altında da onun başı bulunurdu.
Oysa Michelangelo tüm ezberleri bozacaktır. Davud’u savaştan önce tasvir etmeye karar verir.
Ancak hiç kimse İncil kahramanının böyle devrimci bir yorumunu beklemiyordu.
Michelangelo Davud’u atletik bir delikanlı olarak tasvir eder. Tümüyle çıplaktır. Sapanını lakayt bir şekilde omzundan aşırmıştır. Gayet sakin ve konsantre olmuş bir edayla saldırmak için güç toplamaktadır. Başını kendinden emin bir tavırla sola çevirmiştir.
Bakışları uzaktaki bir noktada kaybolurken çatık kaşları, düşmanı büyük bir öfke ile izlediğini gösterir.
Sağ el heykel oranına bakıldığında biraz büyüktür.
Ayrıca yakından bakıldığında Michelangelo’nun insan anatomisine hakim olduğu fark edilir.

Onu, gergin, konsantre haliyle saldırı için doğru anı beklerken tasvir etmiştir.

Zaferinin güçten ziyade akıllılık olduğunu vurgulamaktadır. Rönesans sırasında mükemmellik olarak kabul edilen “düşünen insanın” her iki değeri olan olağanüstü öz güven ve konsantrasyon heykelde başarı ile uygulanmıştır.

Floransa, Davud’a politik bir anlam da yükledi. Küçük kent devleti kendisini, güçlü düşmanı ustalıkla ve zekayla alt eden zayıf kahraman Davud ile özdeşleştirdi.

İlk sanat tarihçisi olarak nitelendirilen sanatçı Giorgio Vasari, Michalengelo’nun Davud’unu anlatırken; “Kesinlikle Michelangelo’nun Davud’unu gören kimsenin, sağ ya da ölü hiçbir heykeltıraşın hiçbir yapıtını görmeye ihtiyacı yoktur” der ve devam eder “hiç kuşkusuz bu figür, eski ya da yeni, Yunan ya da Roma yapımı bütün öbür heykelleri gölgede bıraktı.”

Davud Heykeli’nin bronz 2 kopyası Signorya ve Michelangelo Meydanı’nda bulunmaktadır.

Palestrina Pietası (Michelangelo ?, Niccolo Menghini ?, Lorenzu Bernini ?)

Bakire ve Mesih’in Düşüşü (Santi di Tito)

Kudüs’e Giren Mesih (Santi di Tito)

Bu salonun duvarlarında Bronzino, Cecchino Salviati ve Allori başta olmak üzere 6. yüzyıl sanatçılarının eserleri sergileniyor.

Daphe ve Chloe Heykeli (Ulisse Cambi), İki genç aşık

Modeller Salonu (Gipsoteca Bartolini)

Bu salon Akademi’nin en iyi heykeltıraşlarından ve mükemmel profesörlerinden Lorenzo Bartolini için tahsis edilmiş. Model salonu olarak da adlandırılan bu salonda 19. yüzyıl model alçılar sergileniyor. Eserler arasında öne çıkanlar; Lorenzo Bartolini’nin Machiavelli, Pampaloni’nin Arnolfo di Cambio ve Brunelleschi eserleridir.

Niccolo Machiavelli (Lorenzo Bartolini)

Yatan Venus (Lorenzo Bartolini)

Duvarlarda sergilenen resimler arasında en dikkat çekeni Jacopo Carrucci’nin (Pontormo olarak tanınıyor) “Terra Verde” (yeşil dünya) fresk resmidir.

Elisa Baciocchi B0naparte Anıtı (Lorenzo Bartolini)

Yaşlı ve ölümcül hastalığa yakalanan Leonardo Da Vinci I. Francis’in Kollarında Ölüm Döşeğinde (Cesaro Mussini)

Resim Salonu

Floransalı Gotik resim sanatına tahsis edilmiş. Üç ayrı bölüm halinde bulunuyor.

Birinci bölümde 13. ve 14. yüzyıllara ait kiliselerde asılan resimler sergileniyor. Pacino di Bonaguida’nın Yaşam Ağacı panel resmi salonun en büyük resmidir. Haçlardan oluşan bir ağaç tasvir edilmiştir.

İkinci bölümde 14. yüzyılın Floransa sanatçısı Giotto’ya ayrılmış.
Üçüncü bölüm, Floransalı sanatçı olan dört kardeşe ayrılmış. Andrea di Cione’nin The Pentecost, Nardo di Cione’nin The Trinity resimleri öne çıkan eserlerdendir.

Enstrüman Müzik Müzesi

2001 yılında açılan bu bölümünde Medici tarafından görevlendirilmiş, 18. yüzyılın alanında uzman müzik aleti yapımcısı Antonio Stradivari’nin ürettiği viyola ve viyolonseller, piyano mucidi Bartolomeo Cristofori’ye ait müzik aletleri ve enstrümanların seslerinin dinlenebileceği kulaklıkların olduğu küçük alanlar mevcut.

San Lorenzo Bazilikası ve Medici Şapeli

Medici Ailesi gücünü, nüfuzunu göstermek için San Lorenzo Bazilikası içinde görkemli bir şapel (Medici Şapeli) yaptırıyorlar. Burası Medici Aile üyelerinin mezar anıtıdır. Mezar anıtları, 1520’den 1534’e kadar büyük ölçüde Michelangelo tarafından yapılmış ve onun ayrılmasından sonra öğrencileri tarafından tamamlanmıştır.

Medici Şapeli’nin içerisindeki Prensler Şapeli’nin duvarları yarı değerli taşlarla süslü.

Michelangelo tarafından tasarlanan Yeni Sacristy bölümünde sanatçının ünlü ve eşsiz bazı heykelleri bulunuyor. (Şafak ve Alaca karanlık, Gece ve Gündüz, Madonna ve Çocuk İsa)

Floransa’yı oğlumla gezdiğimde (2014) buraya kadar gelip içine girmemişiz. İnanılır gibi değil.

Resim eğitimi alan ancak heykeltıraşlığı seçen Michelangelo’nun Sistine Şapeli’nde ressamlık yapması gibi burada da ilk kez mimarlık ile ilgilenmek durumunda kalmıştır. Ancak deha sanatçının en güzeli yapma hevesi, gayreti ve yeteneği, onu, önüne çıkan her projede başarıya ulaştırmıştır.

İnsanlar ustalığımı elde etmek için benim ne kadar çok çalıştığımı bilseler o kadar hayret edilecek bir şey olmadığını düşünürlerdi. (Michelangelo)

Santa Croce Bazilikası

Michelangelo ve Galileo’nun gömüldüğü dünyanın en eski ve büyük Fransisken kilisesidir.

İtalyan Gotik mimarisinin en görkemli örneklerinden biridir.

Bazilika’nın inşası 1294’te başladı ve muhtemelen mimar Arnolfo di Cambio tarafından tasarlandı.

Santa Croce sadece bir kilise değil, aynı zamanda Michelangelo, Machiavelli, Galileo, Gentile, Dante, Rossini ve şair Foscolo da dahil olmak üzere en ünlü İtalyanlar’ın bazılarının gömüldüğü bir sanat müzesi ve mezar yeri.

Dünyada “İtalyan Zaferleri Tapınağı” olarak da bilinir.

İç duvarlarında Giotto, Taddeo Gaddi ve Agnolo Gaddi’nin Rönesans freskleri var. Rönesans ustaları Donatello, Rossellino, Maiano, Andrea Della Robbia ve Mino da Fiesole tarafından yapılan dikkat çekici heykeller de var.

19. yüzyılda, cephe düzenlemesinde Niccolo Matas tarafından tasarlanan Davud Yıldızı eklenmiştir.

Santa Maria Novella Bazilikası

Pitti Sarayı

Arno Nehri’nin güneyinde banker Luca Pitti’nin residansıyken 1549’da Medici Ailesi tarafından alınıyor. Vecchio Sarayı’ndan bu saraya taşınılıyor. Yönetim residansı haline geliyor.

Aile geleneği devam etmiş ve kolleksiyon parçaları toplanmaya başlanmıştır.

Son olarak Saray ve içindekiler 1919 yılında Kral III. Vittorio tarafından İtalyan halkına bağışlandı. Floransa’nın en geniş sanat galerisi olarak halkın ziyaretine açıldı.

Michelangelo Meydanı

Nehrin güneyinde hafif tepede bulunan, şehir manzarası için ideal konumda bir yerdir. Önceki gelişimizde gelme şansımız olmuştu.

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir