Kiev

4-8 Eylül 2021 yılında gittiğimiz Ukrayna çok sevdiğimiz bir ülke olmuştu. Gezdiğimiz Kiev ve Lviv; düzenli, estetik, temiz şehirlerdi. İnsanları modern ve medeniydi. Gidişimizden bir yıl sonra çıkan savaş bizi de çok üzdü haliyle. Böyle barbarlıkların hâlâ dünyanın birçok yerinde var olması insanlık açısından, geleceğimiz açısından acı ve endişe verici. İnşallah en kısa zamanda en az hasarla barış sağlanır.

Ukrayna Tarihi

Ukrayna tarihine baktığımızda bu topraklarda İskitler, Hunlar, Hazar Kağanlığı, Kıpçaklar, Peçenekler, Kumanlar, Oğuzlar, Slavlar, Altınordu Devleti, Osmanlı İmparatorluğu ve Sovyetler Birliği hüküm sürmüş.

Ticaret yolu açısından önemli bir konumda bulunan Kiev, yüzyıllar boyunca medeniyetlerin oluşumu ve yıkımı, ulusların birleşmesi ve karşı karşıya gelmesi, savaşlar, devrimler, kültürel gerileme ve canlanma gibi olaylar yaşadı.

Ukrayna topraklarından birçok insan, kültür, zevk ve din Avrupa’ya girdiği için burası “Avrupa’nın kapıları” olarak anılmıştır.

Ukraynalılar, Polonyalılar, Yahudiler, Tatarlar, Belaruslar, Ruslar, Bulgarlar, Rumlar, Ermeniler, Almanlar ve Romenler yüzyıllar boyunca yan yana yaşayıp çalıştıkları için burası aynı zamanda “birçok halk ve kültürün beşiği” olarak kabul edilmiştir.

Ukrayna, 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsız bir ülke oldu.

2004 yılında, Başbakan Yanukoviç’in hileli seçimlerin galibi ilan edilmesinin ardından Sözde “Turuncu Devrim” gerçekleşti. Turuncu Devrim büyük ölçüde barışçıldı ve Yanukoviç’in yerine Viktor Yuşçenko’nun geçişi ile sonuçlandı.

Kısa kısa..

Ormanlar, nehirler, göller ve yeraltı kaynakları açısından oldukça zengin varlığa sahip olan Ukrayna’da toprakların önemli bir bölümünde tarım yapılmaktadır.

Ülkenin başlıca geçim kaynakları tarım, hayvancılık, turizm ve sanayi olarak gösterilmektedir.

Halkın büyük çoğunluğu düşük gelirli olmakla birlikte devletin sağladığı sosyal desteklerle genel bir refah seviyesi yakalanmış durumdadır.

Ukrayna dünyanın 4. en yüksek okur yazarlık oranına sahip ülkesidir.

Resmi para birimi “UAH” olarak kısaltılan “Grivna”dır.

Resmi dili ise Rusçaya çok benzeyen ve Doğu Slav dilleri arasında bulunan “Ukraynaca”dır. Halkın % 67,5’i bu dili konuşuyor.

Ülkenin nüfusu yaklaşık olarak 44 milyon kişidir. Halkı; büyük orandaki Ukraynalıların yanı sıra Almanlar, Kırım Tatarları, Ermeniler, Rumenler, Polonyalılar, Bulgarlar ve giderek artan sayıda Türklerden oluşuyor.

II. Dünya Savaşı’nda Almanya tarafından işgal edilmiş ve yaklaşık 8 milyon Ukraynalı yaşamını yitirmiş.

Ukrayna tarihindeki en önemli olaylardan biri de 1986 tarihinde gerçekleşen Çernobil Reaktörü kazasıdır. Bu felaketten ötürü yaklaşık 350 bin kişi olay yerinden uzaklaştırılmıştır. Yayılan serpinti bulutu Sovyetler Birliği’nin batısı ile buradan Avrupa’ya ve Karadeniz üzerinden Türkiye’ye sürüklenmiştir.

Kiev (Kyiv)

Kiev, Ukrayna’nın en büyük kenti ve başkentidir.

Dinyeper Nehri kıyısında kurulmuştur.

Dünyanın en yeşil başkentlerinden biridir. Şehirde çok sayıda büyük alanlara yayılmış parklar bulunuyor.

Ukrayna’daki UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan yedi yapıdan ikisi Kiev’de bulunur. Bunlar Aya Sophia Katedrali ve Pechersk Lavra (Mağaralar Manastırı)’dır.

Dünyanın en derin ikinci metro istasyonuna ev sahipliği yapmaktadır. 1960 yılında Parlamento Binası’na oldukça yakın bir konuma inşa edilen Arsenalna Metro İstasyonu bazılarına göre siyasi isimler için özel olarak tasarlanmış gizli sığınakları da bünyesinde barındırmaktadır.

Kiev’in dünyaca ünlü Khreshchatyk (Kreşatik) Caddesi dünya çapında üç kez şampiyonluk kazanmıştır. Avrupa başkentlerinin merkezi caddeleri arasında 75 metre ile en geniş, 1200 metre ile en kısa ve en çok unvan değiştiren (7 kez) yer olarak kayıtlara geçmiştir.

Kiev’de görülmesi gereken yerler aşağıdaki haritada gösteriliyor.

Kiev gezilecek yerler haritası | Ukrayna Kiev Gezi Rehberi

@www.ukraynagezirehberi.com

İlk gün gezimize başlıyoruz. Haritada 1-11 arası (1, 6 ve 7’yi atlayarak) bölgeyi gezeceğiz.

Podil (Podol) Bölgesi

Podil, zanaatkârların ve balıkçıların yaşadığı eski şehir bölgesidir. Bu bölgede şehrin tarihinde önem taşıyan birçok yapı bulunmaktadır.

1. Çernobil Müzesi

26 Nisan 1986’da Çernobil Nükleer Enerji Santralinde bir reaktörün patlamasının ardından itfaiyeciler, askerler, mühendisler, çalışanlar ve köylüler olmak üzere yarım milyondan fazla kişi etkilenmiştir.  Ve sonuçları hâlâ görülmektedir.

Müze, bu nükleer felaketle ilgili bilimsel, sosyal ve eğitsel bir bakış açısı sağlamak amacıyla yapılmıştır.

Biz gezemedik.

2. Kontraktova Meydanı

1798 yılında yapılmış şehrin en eski meydanıdır. Meydan fuarların düzenlendiği ve sözleşmelerin yapıldığı ana mekan olarak seçilmiş ve buraya Kontraktova (Sözleşme) adı verilmiştir.

Moğol istilasının ardından Yukarı Şehir yıkıldığı için bu meydan bir süre şehir merkezi olarak da hizmet etmiş.

Dönme dolap burada bulunuyor.

Hafta sonları burada pazar da kuruluyor.

Andrew yokuşundan Kontraktova Meydanı’nın görünüşü.

Meydanın batısında, ilk olarak 1131 -1136 yılları arasında inşa edilen kilise yer alıyor. 1935 yılında Sovyetler tarafından yıkıldı. 1998 yılında yeniden inşa edildi ve şu anda Ukrayna Ortodoks Kilisesi’ne ait.

4. Samson Çeşmesi

Meydanda bulunan çeşme şehre su getiren en eski çeşmelerden biri. 1749 yılında yapılmış. Birçok tadilat görmüş.

Çeşme kubbesinin üstünde havari Andrew heykeli bulunuyor. Kubbe altında ise “Aslanın ağzını yırtan Samson” heykelinin replikası bulunuyor.

Kiliseler gibi çeşme de renkli.

5. Andrew Yokuşu

Adını Havari Andrew’a adanan Ortodoks kilisesinden almıştır.

Çevresindeki tarihi yapıları, Dinyeper Nehri manzarası ile şehrin en eski ve şirin sokaklardan biri olan yokuş yaklaşık 720 metre uzunluğunda.

15. yüzyılda yapılan yokuşun etrafına birçok güzel bina inşa edilmiş. İlk yapıldığı dönemde yayaların geçebileceği bir yolken 1711 yılında yol genişletilerek at arabalarının da geçebileceği bir sokak haline getirilmiş.

Burası; eski dönemlerde yokuşun üst kısmında yani Yukarı Şehir’de oturan, şehri yöneten zengin kesim ile alt kısım olan Podil’de oturan fakir kesimi birbirine bağlayan bir geçitmiş.

19. yüzyılın sonlarında Arnavut kaldırımlı caddenin etrafına alçak katlı taş binalar yapılmış.

Yolun her iki tarafında restoran, kafe, hediyelik eşya dükkanları bulunuyor.

Putin sevgisi 🙂

Şimdilerde burası konserlerin, sanat festivallerinin ve sergilerin düzenlendiği bir sanat sokağı olmuş adeta.

Caddenin zirvesinde karşımıza Aziz Andrew Kilisesi çıkıyor.

Kilisenin hemen önünde yol kenarında ressamların eserlerini görmek mümkün.

6. Aziz Andrew Kilisesi

Bu şehrin kiliseleri rengarenk. Aziz Andrew Kilisesi de onlardan biri.

Kilise adını İsa’nın havarilerinden biri olan Andrew’den alıyor.

Barok kilisenin yeşil kubbeleri yaldızlı süslemeler barındırıyor. Gövde ise mavi ve beyaz renkli.

Kilise, St. Petersburg’daki Kış Sarayı’nı da tasarlayan İtalyan mimar Rastrelli tarafından Rus İmparatoriçesi Elizabeth’in isteği üzerine 1754 yılında inşa edilmiş.

Beş kubbeli, haç şeklinde yapılmış bir kilise.

Sanırım çubuğun fotoğrafta görünmemesi gerekiyordu 🙂

Kilisenin bahçesinde şehrin panoramik manzarasını sunan bir seyir platformu bulunuyor. Buradan Dinyeper ve şehir manzarası harika.

Andrew Yokuşu’nda sanatla iç içeyiz.

7. Aziz Mikail’in Altın Kubbeli Manastırı 

Bilinen ilk kayıtlara göre; Prens Bilge Yaroslav, 1050’lerde Yukarı Şehir’e Ayasofya Katedrali’ne yakın (Yaklaşık 500 m.) Aziz Demetrius Manastırı ve Kilisesi’ni inşa etmiş. Ardından oğlu 1108-1113’te oğlu, Manastırda Baş Melek Aziz Mikail’e adanmış bir kilise inşa ediyor.

1240 yılındaki Tatar istilası sonrasında yıkılıyor.

Kayıtlara göre Manastır 1496’da yeniden açılıyor. 16. yüzyılda restore edilip genişletilen manastır, yavaş yavaş Ukrayna’nın en popüler ve zengin manastırlarından biri oluyor. Kısa bir süre sonra, Aziz Mikail Altın Kubbeli Manastırı olarak bilinmeye başlanıyor.

Bu arada merak ettiğim bir sorunun da cevabını öğrendim. Şehirde birçok yaldızlı kubbeli kilise varken niye sadece bu kilisede “altın kubbeli” tanımlaması kullanılıyor?

El cevap: Kiev’deki yaldızlı kubbeli ilk kilise burasıymış. Hatta o dönemde Ayasofya Katedrali bile altın kubbeli değilmiş. Kiev halkının çok beğendiği bu tasarım altın kubbeli kilise geleneğinin başlangıcı olmuş.

Kilise mozaiklerle süslenmiş son kilise olmuş. Bundan sonra bu iş zor ve pahalı olduğu için kiliseleri mozaiklerle süslememişler.

Mozaikler oldukça canlılar. Mozaiklerdeki her havari ayrıntılı bir şekilde tasvir edilmiş. Diğerlerinden, vücut pozisyonu ve yüz ifadesiyle bile ayırt ediliyormuş.

18. yüzyılın ilk yarısında manastıra ilaveler yapıldı. Çan kulesi inşa edildi.

Kilise Barok formlar kazandı. Tek merkezi kubbeye altı tane daha eklendi.

Ama Kilisenin çilesi bitmedi.

Sovyetlerin iktidarı ele geçirmesinden sonra manastır kapatıldı. 1936’da Stalinist din karşıtı kampanya sırasında ana kilise yetkililer tarafından yıkıldı.

1997’e gelindiğinde hükümet kilisenin yenilenmesine karar vermiş.

1998 yılında Aziz Mikail Manastırı’nın çan kulesi, 2000 yılında ise kilise yenilenmiştir.

Bu bir manastır kilisesidir. O zamandan beri burada dini törenler yapılıyor.

Bu arada, zor ekonomik koşullar altında bu kiliseyi yeniden canlandırmanın gerekli mi, gereksiz mi olduğu konusunda pek çok tartışma yaşanmış. Ancak Aziz Mikail’in Altın Kubbesi tüm güzelliğiyle yükselince tüm bu tartışmalar sona ermiş.

Katedral girişinin her iki tarafında İncil’den sahnelerin olduğu duvar freski yer alır.

Aziz Mikail Altın Kubbeli Manastırı’nın Çan Kulesi’nde kilise ve manastırın tarihini sergileyen bir Tarih Müzesi bulunuyor.

8. Prenses Olga Heykeli

Aziz Mikail’in Altın Kubbeli Manastırı’nın önündeki meydanda bulanan dört heykelli bir anıttır.

Ortada Prenses Olga, yanlarda ülkeye Kiril alfabesini getiren Cyril ve Methodius kardeşler, arkada ise Hz. İsa’nın ilk havarisi Aziz Andrew’un heykeli bulunuyor.

Prenses Olga, öldürülen kocasının intikamını almak için Drevlians kabilesini yok etmesiyle tanınıyor.

9. Dışişleri Bakanlığı

Prens Olga Anıt fotoğrafının arkasında sağda yer alan yapı. Bina; Sovyetler tarafından 1934’te Stalin’in yıktığı, Kiev’in en kutsal yapılarından biri olan Tryokhsvyatytelska Kilisesi’nin yerine inşa edilmiş.

10. Bohdan Khmelnytsky Heykeli

Bohdan Khmelnytsky (yaklaşık 1594-1657), Polonya-Litvanya Topluluğu’na karşı bir isyana öncülük eden, önce bağımsız bir Kazak devletine ve nihayetinde Rus İmparatorluğu ile birleşmeye yol açan bir Kazaktı. Genellikle ulusal bir kahraman ve Ukrayna’nın kurucusu olarak kabul ediliyor. Heykeli de Ayasofya Meydanı’nda bulunuyor.

Atlı heykel, Temmuz 1888’de, Büyük Aziz Vladimir’in vaftizinin 900. yıl dönümü kutlamaları sırasında buraya yerleştirilmiş.

11. Aziz Sofya Katedrali

İstanbul’daki büyük Ayasofya Kilisesi’nden sonra böyle adlandırılan Aziz Sofya Katedrali Ukrayna ve Avrupa’nın sanat ve mimari şaheseri olarak Kiev’in en eski ayakta kalan kilisesidir.

2007 yılında Ukrayna’nın 7 harikasından biri olarak seçilmiş.

Prens Yaroslav’ın Kiev’i Peçeneklere karşı korumadaki zaferini kutlamak ve Hristiyanlığı yüceltmek için 1017–1031 yıllarında yapılmış.

İlk başta Bizans tarzında inşa edilmiş ama sonraki yıllarda barok tarzına dönüştürülmüş.

Kraliyet Sarayı’na yakın olduğundan aynı zamanda taç giyme törenlerinin ve diğer kraliyet törenlerinin düzenlendiği, antlaşmaların imzalandığı ve yabancı saygın kişilerin kabul edildiği bir yer olmuş.

Sovyetler döneminde 1936’da bir kısmı yıkılan kilise, 2000’de Ukrayna hükümetinin bağımsızlık sonrası projesi olarak aslına uygun şekilde restore edilmiş.

1000 yıllık geçmişinde Ortodoks ve Katolik topluluklar tarafından kullanılan 13 kubbeli kilise günümüzde müze olarak hizmet veriyor. UNESCO, Katedrali 1990’da Dünya Mirası Listesi’ne ekleyerek koruma altına almış.

Kilisenin 76 metre yüksekliğindeki çan kulesi 18. yüzyılda Barok tarzında yapılmıştır.

İç kısımdaki mozaiklerin ve fresklerin çoğu orijinalmiş.

12. Altın Kapı (Goldan Gate)

Eski Kiev’in ana kapısı olan “Altın Kapı” (1018-1024), şehrin sembollerinden biri. İstanbul’daki Altın Kapı’ya benzetilerek adlandırılmış. Doğu Avrupa’nın en eski yapılarındandır.

Güneş üzerinden doğduğu için şehir halkı ona “Gökyüzü Kapısı” diyormuş.

Altın Kapı’nın yanında Bilge Yaroslav’ın bronz bir heykeli bulunuyor. Kiev’in 11. yüzyıl savunucusu ve Aziz Sophia Katedrali’nin kurucu, katedralin bir modelini tutarken ve diz çökerken tasvir edilmiş.

13. Ulusal Opera Binası

Altın Kapı’ya yakın bir konumda bulunuyor.

14. Aziz Vladimir Katedrali

Katedralin sarı cephesi ve mavi kubbeleri, Romantik ve Bizans mimarisinin karışımı ile muhteşem görünüyor. Bölgeye Hristiyanlığı getiren Aziz Vladimir’in anısına inşa edilen bu yapı, mucizevi bir şekilde birçok savaşa direnmiş.

1852’de Kiev prensi I. Vladimir, vaftizinin 900. yıldönümünü (1888) anmak için bir katedral yapılmasını planlamış. Rusya İmparatorluğu’nun her yerindeki insanlar kilise yapımı için bağışta bulunmuş. Sonraki otuz yılda Katedral inşa edilmiş.

Sovyet yönetimi sırasında yıkılmaktan kurtulmuş ancak faaliyetleri durdurulmuş. 1944’de tekrar bir Ortodoks Kilisesi olarak ibadete açılmış.

15. Besarabya Pazarı

1910-1912 yıllarında yapılan kapalı bir pazar yeri.

Covid döneminde gittiğimiz için herhalde çok da cazip ve hareketli değildi.

16. Kreşatik Caddesi ve Bağımsızlık Meydanı

Besarabya Pazarı ile Avrupa Meydanı arasında uzanan şehrin ana caddesidir. Dolayısıyla hareketli ve turistik bir merkez konumundadır. Etrafı da güzel binalar, kafeler ve mağazalar ile çevrilidir.

Yaklaşık 1,2 km uzunluğundaki cadde üzerinde Bağımsızlık Meydanı da bulunuyor.

Bağımsızlık Meydanı (Maidan Nezalezhnosti)

Şehrin ana meydanıdır.

Ukraynalılar demokrasiyi savunmak için defalarca Kiev’deki Bağımsızlık Meydanı’na çıktılar.

1990’lı yıllarda Ukrayna’nın bağımsızlık hareketinin evi oldu. Burada Ukraynalı gençler, ülkedeki demokratik süreçler için, komünist hükümete karşı protesto gösterileri yaparak “Granit Devrimi”ni gerçekleştirdi. Bu devrim, o zamanki Ukrayna’nın gelişme vektörünü değiştirdi ve SSCB’nin çöküşü için bir hızlandırıcı rol oynadı.

21 Kasım 2004’te seçim hilelerine karşı aynı yerde “Turuncu Devrim” yaşandı.

2013-2014’te “Onur Devrimi” başladı. Ukraynalılar Rusya yanlısı Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in Ukrayna ile Avrupa Birliği arasındaki ortaklık anlaşmasını imzalamayı reddetmesini protesto etmek için sosyal ağlar aracılığıyla meydana çıktı. Sert tedbirler alan hükümet güçleri tarafından meydan kuşatılarak birçok insanın öldürüldüğü bir devrim yaşandı. Avrupa entegrasyonu sloganları nedeniyle protestolara “Euromaidan” adı da verildi.

Görüldüğü gibi burası geleneksel bir prostesto alanı olmuş. Hatta bu meydanda özgürlük için hayatını veren insanların anısına saygı olarak, eğlence içerdiği için mevsimlik fuarlar, yılbaşı pazarları burada değil Ayasofya Meydanı’nda oluyormuş.

Meydan; 2001 yılında Ukrayna’nın bağımsızlığının 10. yıl dönümü anısına yapılan bir zafer sütunu olan “Bağımsızlık Anıtı” ile taçlandırılmıştır. Anıt, en iyi proje yarışması sonucu seçilmiştir. Eser, 52 metrelik sütuna oturtulmuş, şehrin üzerinde yükselen 9 metrelik bir heykeldir. Yapının tepesindeki kadın figürü, Ukrayna’nın ulusal sembolü olan Guelder Gülü’nün bir dalını tutarak ellerini cennete kaldıran Berehynia-Oranta’dır. Slav mitojisinden ilham alınmıştır. Berehynia, tüm canlıların annesi, evin ve ailenin, Ukrayna’nın ve Ukraynalıların tanrıça-koruyucusu olarak kabul edilir. Bu nedenle Ukrayna ulusal kıyafetiyle sunulmuştur.

Bronzdan yapılmış olup Guelder Rose’un dalı, kurdelesi ve elbise süsleri altınla süslenmiştir. Sütun, İtalya’dan özel olarak ithal edilen beyaz mermerle kaplanmıştır.

Mekanizması tüm dış etkenlere dayanacak şekilde tasarlanmıştır ve teknik çalışmalar için sütunun içine inşa edilmiş bir sarmal merdiven bulunmaktadır. Ukrayna Bağımsızlık Anıtı ülkenin en yüksek anıtıdır. Ukrayna Ulusunun özgürlüğünün mimari bir simgesidir.

Kiev Kurucuları Anıtı

Meydanda, şehrin kurucuları sayılan 4 efsanevi karaktere adanmış anıttır. Heykel kompozisyonunda; üç erkek kardeş: Kyi, Schek, Horeb ve kız kardeşleri Lybid yer alır.

Mamai Anıtı

Ukraynalı folklorik bir kahraman için yapılmış. Kobza adındaki müzik enstrümanı; Ukrayna ruhunu, atı; özgürlük ve sadakati, silahlar ise; insanların gücünü sembolize ediyormuş.

Lach Kapısı

Lach kapısı, Orta Çağ Kiev’in bilinen üç kapısından biriymiş. Diğerleri Altın Kapı ve Yahudi (Lviv) Kapılarıdır.

Bu kapı, Lach kapısının anısına 2001 yılında yapılmış bir anıttır. Tepesinde, kentin sembolü ve koruyucu azizi olan Baş melek Mikail’in heykeli var.

Meydanda anıt ve heykellerinin yanı sıra Çiçek Saati, Globus Modern Sanat Galerisi, Globus Alış-veriş Merkezi, Ukrayna Otel (Eski adı Moskova), Ukrayna Çaykovski Ulusal Müzik Akademisi ve Merkez Postane Binası bulunuyor.

Bir günde bayağı iyi gezdik.

Akşam yemeğinde yöresel yemeklerden  yiyoruz.

İkinci günümüzde şehrin doğu ve güneydoğu kısmını geziyoruz.

Önce Dinyeper Nehri’nde bir tekne turu yapacağız. Tekneler Poçtovaya Ploşad metro istasyonuna yakın bir iskeleden kalkıyor.

Fotoğrafta arkada nehir içinde minik bir kilise gözüküyor. Bu; St. Nikolas Su Kilisesi.

İskeleden fotoğrafladık.

17. Tekne Gezisi

Tekne gezisi çok da tavsiye edeceğimiz bir gezi olmuyor bizim için. Çünkü kıyıda çok da görülecek yapı yok.

Ama gördüklerimiz de var elbet.

18. Halkların Dostluğu Anıtı

Bağımsızlık Meydanı’nın biraz ilerisindeki Avrupa Meydanı’nda bulunan bir anıttır. Tekneden fotoğraflıyoruz.

Sovyet döneminde inşa edilen Halkların Dostluğu Kemeri, SSCB’nin 60. yıldönümünü ve Kiev’in bir şehir olarak 1500. yıldönümünü kutlamak için 1982’de yapıldığında Ukrayna ve Rusya’nın Yeniden Birleşmesi Anıtı olarak adlandırılmış. Kemerin altında iki kişiden oluşan dev bir heykel seti var. Ukraynalı ve Rus olan bu iki kişi dayanışma içinde kollarını yukarı kaldırmışlar.

Rusya’nın 2014’te Kırım’ı işgal etmesinden sonra eylemciler kemerin üzerine iki ülke arasındaki kopuşu simgeleyen bir çatlağı tasvir etmek amacıyla siyah bir şerit çizmişler.

Şimdi savaş döneminde ise kemerin altındaki ikili anıtı yıkmışlar. Kiev Belediye Başkanı yaptığı bir açıklamada Halkın Dostluk Kemeri’nin kalacağını ancak isminin “Ukrayna Halkının Özgürlük Kemeri” olarak değiştirileceğini söylemiş. Ayrıca kemere Ukrayna bayrağının renkleri eklenecek.

Nehirden Mağaralar Manastırı’nın manzarası.

Tekne gezisinden sonra Avrupa Meydanı’na geliyoruz. Hava da yağmurlu. Yağmur dinene kadar bir şeyler atıştırmak için hoş bir restorana giriyoruz. Adı ilgimi çekiyor:) Mafia Restoran

19. Arsenalna Metrosu

Metroya binip Arsenalna durağına gidiyoruz. Burayı ilginç yapan, 105,5 metre derinliği ile dünyanın en derin ikinci istasyonu olması.

Buraya çok yakın olan Holodomor-Soykırım Müzesi’ne doğru ilerlerken Ebedi Zafer Parkı’nın içinden geçiyoruz.

Dinyeper nehri manzarası.

20. Meçhul Asker Anıtı

II. Dünya Savaşı’nda öldürülen Kızıl Ordu askerlerine adanmış bir anıttır.

1957’de açılmış ve 1967’de, Ukrayna’nın Kurtuluşunda hayatlarını veren tüm bilinmeyen Ukraynalı askerlerin anısına ithaf edilmiştir.

Önünde de “Ebedi Ateş” bulunuyor.

21. Holodomor-Soykırımı Ulusal Müzesi

Müze; Meçhul Asker Anıtı’nın az ilerisinde bulunuyor.

Ukrayna’da yaklaşık 8 milyon insanı öldüren, insan yapımı bir kıtlık olan 1932-1933 Soykırım kurbanlarına adanmış bir müze.

2006 yılında Ukrayna Parlamentosu, 1930’ların başında eski Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nde meydana gelen kasıtlı ve yıkıcı bir kıtlık olan Holodomor’un (açlıkla öldürmek) Ukrayna halkına  karşı kasıtlı bir soykırım eylemi olarak tanınmasına oy verdi.

Müze, 2008 yılında Holodomor’un 75. yıl dönümünde açıldı. 2010 yılında ulusal müze statüsüne alındı.

Müze; “Anıt Kompleksi” ve kıtlık dönemlerine ait kalıcı sergilere, eserlere ev sahipliği yapan yeraltı “Hafıza Salonu”ndan oluşuyor.

Anıt kompleksi Ukraynalı halk sanatçısı Anatoliy Haydamaka ve mimar Yuriy Kovalyov tarafından tasarlanmış.

Çocukluğun Acı Anı Heykeli

Ellerinde bir avuç dolusu buğdayı tutan genç bir kız heykeli bulunuyor. Açlığın en savunmasız kurbanları olan çocuklara adanmıştır. O dönem tarlalar hasat edildikten sonra kalan buğdayın toplanması suç sayılmış. 10 yıla kadar hapis ve hatta ölümle cezalandırılıyormuş.

Kaderin Değirmen Taşları

Heykelin etrafındaki 24 değirmen taşı bir daire şeklinde yerleştirilmiştir ve ikili bir anlam taşır. Bir yandan gıdanın ve yaşamın kaynağını simgeliyorlar. Öte yandan, 24 saatlik bir düzeni temsil ediyorlar ve Holodomor sırasında her gün 24 bine kadar insanın yaşamının ölüme mahkum edildiğini hatırlatıyorlar.

Hafıza Mumu

Çocukluğun Acı Anı heykelinin arkasında görülen Hafıza Mumu heykeli 30 metre yüksekliğinde mum şeklindeki beyaz bir anıttır. Anıt, Ukrayna halk nakışı deseninde düzenlenmiş farklı boyutlarda haçlarla süslenmiş. Haçlar, kıtlık kurbanlarının genç ve yaşlı ruhlarını simgeliyor.

Anıtın tabanından yükselen bronz leylek figürleri, Ukrayna ulusunun yeniden doğuşunu temsil ediyor.

Hüzün Melekleri

Anıt kompleksinin sokak tarafından girişinde, “Hüzün Melekleri” olarak anılan iki melek heykeli karşılıklı olarak duruyor. Melekler açların ruhlarının koruyucularını temsil ediyormuş.

2009’dan beri Kasım ayının her 4. cumartesi günü halk burada Holodomor kurbanlarını anıyor. Kiev şehri sakinleri ve ziyaretçiler, Ukrayna devletinin liderleriyle birlikte anma törenine geliyor ve soykırım kurbanlarını anmak için mumlar yakıyor.

Burayı da gezince Kreşatik Caddesi’ne geçip biraz turluyoruz.

Ardından akşam yemeği için otelimize yakın daha önceden gözümüze kestirdiğimiz şirin bir Gürcü restoranına gidiyoruz.

Üçüncü günümüzde Kiev’i gezmeye devam ediyoruz. Kahvaltımızın ardından dün de uğradığımız kafeye, kahve ve tatlı için uğruyoruz. Enerjiye ihtiyacımız var.

Bugün programımızda Mağaralar Manastırı, Lypky Mahallesi, son bir Kreşatik Caddesi turu var.

22. Pechersk Lavra (Mağara Manastırı) 

Pecherska; mağaralar, lavra; manastır demekmiş.

Mağaralar Manastırı, Ortodoks bir Hristiyan manastırıdır.

Kiev’in merkezinde yer alan manastır kompleksi; 14 kilise, bir erkek manastırı, 7 müze ve ilk matbaalardan birinin bulunduğu geniş bir alanı kaplıyor.

Kievli Aziz Antonius, Ortodoksluğun Kiev Ruslarının resmi dini olarak kabul edilmesinden sonra 1051 yılında larvayı kurdu. O ve takipçisi Feodosy, kendilerinin ve diğer münzevi keşişlerin ibadet ettiği, çalıştığı ve yaşadığı bir dizi yer altı mezarını aşamalı olarak kazdılar. Öldüklerinde bedenleri, mağaraların serin sıcaklığı ve kuru atmosferi sayesinde mumyalama olmadan doğal olarak korunmuştu.

Manastır yer üstünde de zenginleşti. Dormition Katedrali, 1073’ten 1089’a kadar Kiev’in Bizans esintili ikinci büyük kilisesi olarak inşa edildi ve manastır, ikonlar üreten, inşaatçılar ve sanatçılar yetiştiren Kiev Rus’un entelektüel merkezi haline geldi.

Çeşitli yıkım ve restorasyonlar geçiren Lavra, 18. yüzyılda hakim Barok etkileriyle büyük ölçüde yeniden inşa edildi.

1926 yılında müze haline getirilen yapı, 1988’den beri Moskova Patrikhanesi’nin modern Ukrayna Ortodoks Kilisesi tarafından kira sözleşmeleri temelinde kullanılıyordu. Ocak 2023 itibarıyla manastırdaki ibadetlerin tamamı Ukrayna Ortodoks Kilisesi bünyesinde yürütülmektedir.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Yukarı Lavra kompleksi içinde bulunan başlıca yapılar Dormition Katedrali, Büyük Larva Çan Kulesi, Yemekhane Kilisesi ve Trinity’nin Kapı Kilisesi’dir.

Dormition Katedrali (Varsayım Kilisesi)

Kiev Lavra’nın ana Katedrali ilk olarak 11. yüzyılda yapılmıştır. Son restorasyonu 2000 yılındadır.

Büyük Lavra Çan Kulesi

Görkemli çan kulesi binası Lavra kompleksinin öne çıkan özelliğidir. 18. yüzyılda inşa edilen kule yaklaşık 96 metre yüksekliğindedir.

Önünde de Elmas Paskalya Yumurtası Heykeli bulunuyor.

Yemekhane Kilisesi

19. yüzyılda inşa edilen kilise, Bizans’ın eski kiliselerini anımsatıyor. Günümüzde keşişler yemeklerini yemekhanede yiyorlar.

Trinity’nin Kapı Kilisesi

Kiev Lavra’nın ana girişinin üzerinde yer alan Trinity Kapı Kilisesi, 12. yüzyılın bir eseridir.  Cephesi Barok tarzında yapılmıştır. Gate Kilisesi’nin iç mekan resimleri, 18. yüzyıl ikonografisinin önemli örneklerini barındırır. Yaldızlı ahşap ikonostazı dikkat çekicidir.

Mykola Syadristy Mikrominyatür Müzesi


Mağara Manastırı Kompleksi içinde bulunuyor. Sergide sergilenen mikrominyatürlerin her biri benzersiz.

Müzede, saç teli içinde bir gül, bir iğne deliğinde bütün bir altın deve kervanı ve altın at nalı ile donatılmış bir pire, mikro bir keman, satranç tahtası gibi inanılmaz eserlere büyüteçler yardımı ile bakıyoruz. Ardındaki büyük sabır ve emeğe saygı duyarak.

Mykola Syadristy dünyanın en iyi minyatürcüsü olarak tanınmaktadır. Ve o kadar şanslıyız ki biz müzeyi gezerken bu büyük sanatçı Mykola Syadristy de oradaydı. Bizimle fotoğraf çektirmeyi kabul etti. Sevgi ve saygılarımızla.

Meryem Ananın Doğuşu Kilisesi ve Çan Kulesi

23. II. Dünya Savaşı Ukrayna Ulusal Tarih Müzesi (Büyük Vatanseverlik Savaşı Müzesi)

Anavatan Anıtı (Rodina Mat, Motherland)

Heykel; II. Dünya Savaşı Ukrayna Ulusal Tarih Müzesi (Büyük Vatanseverlik Savaşı Müzesi) anıt kompleksinin bir parçasıdır.

Bulunduğumuz bölgeden, buraya yakın olan Navodnitsky parkındaki anıtın fotoğrafını çekebildik.

Rodina Mat, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanya’sının istilasına karşı Sovyetler Birliği’nin vatan savunmasını ve galibiyetini anmak için inşa edilmiş. 1981’de Sovyet lideri Brejnev tarafından açılışı yapılmış.

Rodina Mat, ayakta duran, sol elinde kalkan ve sağ elinde kılıç taşıyan bir kadının heykelidir. Elindeki kılıç ile birlikte toplam yüksekliği 102 metredir. Şehrin en yüksek noktalarından birine inşa edilen anıt, şehrin hemen her yerinden görülebilmektedir. Paslanmaz çelikten yapılmıştır.

Anıtın kalkanında Sovyetler Birliği’nin amblemi olan orak ve  çekiç bulunuyordu. Bu durum, 2015 yılında yürürlüğe giren antikomünist yasaları nedeniyle son yıllarda tartışmalara yol açmıştı. Rusya ile savaşın başlamasından sonra anıttaki orak ve çekiç sembolü kaldırıldı. İkinci Dünya Savaşı Ukrayna Tarihi Müzesi’nin müdürü 1 Ağustos 2023’te Facebook hesabından, bir ekibin anıtın kalkanından sembolü çıkarışını gösteren bir video yayınladı. Ve “Bu, milyonlarca Ukraynalı’nın, nesiller boyu hayalini kurduğu an” açıklamasını yaptı.

Anavatan Anıtı’nın kalkanına Ukrayna üç çatallı mızrağı (Ukrayna arması) yerleştirilecek. Anıtın adının da “Ukrayna-Ana” olması düşünülüyor.

Ukrayna Tarihi Müzesi
Heykelin yakınında II. Dünya Savaşı’nda Ukrayna Tarihi Müzesi bulunuyor.

24. Lypky Bölgesi

Lypky Mahallesi, Bağımsızlık Anıtı’nın arkasında yer alan Kiev’in eski elit mahallelerinden biridir. 1756’da İmparatoriçe Elizabeth’in Kiev’e gelişiyle konaklaması için Klovsky Sarayı inşa ediliyor. Saraya ıhlamur ağaçlarından ve üzüm bağlarından oluşan bir koru oluşturuluyor. Lypky Mahallesi ismini bu Lypa’dan yani ıhlamur ağacından alıyor.

1800’lü yıllarda ise kökleri 100 yılı aşkındır duran bağlar ve ağaçlar kesilip, Rus aristokratlar için mahalle oluşturuluyor. Daha sonraki yıllarda da giderek kentin askeri, idari, finans gibi hükümet yapılarının yerleştiği alan oluyor. Şimdilerde Cumhurbaşkanlığı İdaresi ve Hükümet binalarına ev sahipliği yapan Ukrayna’nın fiili hükümet bölgesidir.

Bu bölgedeki ünlü ve güzel evleri bir güzergah boyunca geziyoruz.

Arap Evi (Kowalewsk Evi)

Kowalewsk Evi, 1911-1913 yılları arasında M. Kovalevsky için mimar Pavel Aleshin tarafından inşa edilmiş.

Bina; hem bir Ortaçağ kalesine, hem Arap Ülkelerinin Mağribi saraylarına benzetildiği için Kiev halkı ona “Arabian House” yani “Arap Evi” de diyormuş.

Çikolata Ev (Chocolate House)

Zengin bir girişimci ve sanat hamisi olan Semen Mohylevzew’in siparişi üzerine ünlü mimar Vladimir Nikolayev tarafından 1890 yılında Neo-Rönesans tarzı inşa edilmiş.

Evin görünüşü çikolata kalıplarına benzediği ve çikolata renginde olduğu için yerel halk ve turistler tarafından bu isim verilmiş.

İç mekanları oldukça göz alıcıymış.

Bina şu an Kiev Ulusal Sanat Müzesi’nin bir kolu olarak “Çocuk Sanat Galerisi” olarak hizmet veriyor. Sergiler, eğitimler ve bazen küçük çaplı konserler düzenleniyormuş.

Zencefil Ev (İskul Hildenbrand Evi)

Çikolata evin yanında bulunuyor.

Yerel halkın “Pembe Kale” olarak andığı eve turistler de kurabiye hamuruyla yapılan, krema ile süslenen ev maketine benzediği için “Zencefilli Kurabiye Ev” diyorlarmış.

Bir peri masalından fırlamış gibi görünen Hildenbrand Evi, Estonyalı bir Baron için inşa edilmiş.

Ataları, Rus İmparatorluğu’na ayak bastıklarında aristokrat olarak vatandaşlığa alınmışlardı. 1901’de Baron, Ukraynalı bir mimarı evini tasarlaması için görevlendirmiş.

Neo-Gotik tarzdaki yapının kemerli girişinin üzerinde zarif kuleler yükseliyor ve ön cephesi Estonya armasını taşıyor.

II. Dünya Savaşı hava saldırıları sonrası evin orijinal durumuna geri getirilmesi için defalarca yeniden inşa edilmesi ve yenilenmesi gerekmiş.

Ağlayan Dul Evi (Crying Widow House)

Liuteranska caddesi ile Cumhurbaşkanlığı Binası’nın bulunduğu Bankova caddesinin kesişiminde yer alıyor.

Art Nouveau tarzının en güzel örneklerinden biri olan bina 1907 yılında inşa edilmiş. Binanın son sahibi Sergey Arshavsky vefat edince, karısı yıllarca ağlıyor ve ölmeden önce oğullarına yüzünü binanın cephesine yaptırılmasını vasiyet ediyor.

Yağmur yağdığı zaman yağmur suları kadının çiçek şapkasının arkasına birikiyor ve heykelin gözlerinden akmaya başlıyormuş. Zaman içinde de binanın takma adı “ağlayan dul evi” olmuş.

Bina şu an Ukrayna Hükümetine ait ve yabancı davetliler burada ağırlanıyor.

Canavarlı Ev (Gorodetsky House, Khimera ev)

Cumhurbaşkanlığı Binası’nın bulunduğu Bankova caddesi üzerinde ve tam karşısında bulunan ev, Kiev’in en ünlü evidir. Polonyalı ünlü mimar Wladyslaw Horodecki bilinen adıyla Gorodetsky tarafından 1901-1902 yıllarında ailesiyle birlikte oturmak için inşa etmiş.

Ancak mali sıkıntılar nedeniyle binayı satmak zorunda kalmış. Bina savaş zamanında ve savaştan sonra bir süre hasta bakım evi olarak kullanılmış.

2000’li yılların başında bina orijinal plana göre restore edilmiş ve halka açılmış. 2005 yılında ise yabancı devlet misafirlerinin kabul edildiği bir merkez halini almış ve ziyarete kapatılmış. Ancak bazı cumartesiler Kiev Tarih Müzesi tarafından ücretli grup turları düzenleniyormuş.

Bina adını Gorodetsky’nin hevesli bir avcı olması nedeniyle İtalyan mimar Emilio Sala tarafından yapılan hayvan ve av sahneleri tasvirlerinden alıyor. Binanın çatısına oturmuş kurbağa figürleri, ön cephede sütunlar üzerinden caddeyi seyreden gergedan ve geyikler, duvardan sarkan filler, bahçe duvarındaki av sahneleri benzersiz.

Bu isim yanlış bilinenin aksine mitolojideki kimeradan değil hayvan figürlerinin binaya dekoratif olarak uygulandığı “kimera dekorasyonu” olarak isimlendirilen mimari tarzdan gelmekteymiş. Gorodetsky’nin bu eşsiz tarzı Kiev’in Gaudi’si olarak anılmasına neden olmuş.

Cumhurbaşkanlığı Binası

Binanın önünde fotoğraf çektirmek için “Ukraine yazısı” ve çocuklar için oyun alanı vardı. Bir gösteri hazırlığı da bulunuyordu. Ve biz turist olarak ortalarda dolanıyorduk.  Gördüğümüz ve etrafa müdahale etmeyen askerler ise fotoğrafta görüldüğü kadardı.

Ukrayna Merkez Bankası

Liberman Konağı

İnstytutska caddesine çıkınca karşımızda beliren bir diğer alımlı ev.

Ünlü Kiev’li mimar Vladimir Nikolaev tarafından 1879 yılında Neo-Rönesans tarzında inşa edilmiş. Daha sonraki yıllarda bina tek kattan iki kata tamamlanmış.

Kiev gezimizi noktalıyoruz ve akşam yataklı trenle Lviv’e gitmek üzere yola çıkıyoruz. Bu bizim yataklı trenle ilk deneyimimiz.

Lviv’de görüşmek üzere…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lanquick Rusça Öğren