Yezd

Yezd Tarihi

Yezd’in Med İmparatorluğu’na kadar giden, 5000 yıllık bir geçmişi var. Dünyanın en eski şehri olarak bilinir.

Sasaniler döneminde (M.S. 224-651) Zerdüştlük resmi din olarak kabul edilmiş. Sasaniler ilk defa bir dini resmi olarak ilan eden imparatorluktur.

Sasani döneminde Yezd, Zerdüştlerin yoğun olarak yaşadığı yerlerdenmiş. Bu nedenle, Müslüman Arapların istilası sonrası, çevredeki birçok şehirden buraya yoğun göç başlamış. Doğal olarak, Zerdüştlerin kalesi haline gelen Yezd’de İslam’ın yaygınlaşması pek de kolay olmamış.

13.  yüzyılda Marco Polo buradan geçtiğinde, seyahatnamesine “çok hoş, görkemli bir şehir ve ticaret merkezi” diye not düşmüş.

İki çöl arası zor ulaşılır konumu sayesinde Cengiz Han ve Timur’un gazabından kurtulmayı başaran şehir, 14. ve 15. yüzyıllarda ipek, tekstil ve halı dokumacılığı ile gelişmiş.

İran’ın genelinde olduğu gibi Safevi dönemi sonrası düşüşe geçmiş ve merkeze uzak kalmış olsa da son Şah’ın demiryolu ağını Tahran’dan Yezd’e kadar uzatmasıyla tekrar eski günlerine dönmüş.

Sarı kumtaşı evlerin bulunduğu dar sokaklar ve dolambaçlı yollar, bizi eski zamanlara yolculuğa çıkarıyor.

Üstü kapalı yollar güneşten korunmak amaçlı yapılmış.

Ülkenin orta kısmında bulunan bu çöl şehrin simgeleri:

Ateş tapınakları (ateşkedah), rüzgar kuleleri (badgir) ve antik su kanalları (ab anbarlar)

Zerdüştlük

Yezd, Zerdüştlük dininin İran’daki en önemli merkezi. İran nüfusunun sadece binde 3’ü, Yezd’in ise % 10’u Zerdüşt. Dünyada da yaklaşık 200 bin Zerdüşt bulunuyor.

Zerdüşt (Doğum M.Ö. 1767) tarafından kurulan Zerdüştlük, eski İran dinleri arasında önemli bir yere sahip. M.Ö. 6. yüzyıldan M.S. 7. yüzyıla kadar 3 büyük Pers İmparatorluğu’nun dini olan Zerdüştlük , İran’ın öz dini olarak görülüp ülkede hak ettiği saygıyı görüyor.

Batı düşüncesini, din ve kültürünü etkilemiş, esin kaynağı olmuş dünyanın ilk tek tanrılı inancı ve İranlı kurucusu hakkında çok şey bilmiyoruz ne yazık ki.

Bu din ilk bakışta düalist bir görünüm arz etse de, eski İran dinlerinin Zerdüşt tarafından reforma tabi tutulmuş hali olup çok tanrıcılıktan tek tanrıcılığa doğru yol almış bir dindir. İlk tek tanrılı din olarak kabul edilir. Bu dine adını veren Zerdüşt, Dinler Tarihçileri ve Batılı bilim adamlarınca bir reformist ve hatta bir peygamber olarak anılır.

Zerdüştlüğün temelinde iyilik ve kötülüğün savaşı yatar. Dünyadaki iyi olan her şey Ahura Mazda’dan, kötü olan her şey ise Ehriman’dan gelir.

Zerdüştlük kötülük problemini özgür irade ve ölümden sonraki yaşamda sağlanacak adalet kavramlarıyla açıklar.

Tanrı Ahura Mazda’ya ibadet, onun meleklerine saygı, iyilik gibi kavramlar dinin temelini oluşturur.

Üç semavi dindeki cennet, cehennem, kıyamet, melek, şeytan gibi unsurlara sahiptir.

İslamiyete benzer yönleri de bulunmakta. Ayrıca Kur’anda (Hac süresi 17. ayet) sayılan dinler arasında Mecusilik (Zerdüştlük) geçmektedir.

Onlarda da 5 vakit namaz (namaj olarak geçer) ve abdest vardır. Namazı güneşe (doğu) doğru kılarlar. Elleri açıktır, secde yoktur.

Zerdüştlük felsefesinde su, toprak, ateş kutsaldır. (Bu yüzden kutsal sayıları 4’tür). Onları kirletmezler.

Ateşe tapanların dini olarak bilinir. Tapmazlar, sadece ışık, ateş, aydınlık gibi kavramlar Tanrıları Ahura Mazda’nın yansıması olarak görülür ve ona bakarak ibadet edilir.

Soyluların ve kralların dinidir. Pers Kralları Ortadoğu düşüncesine uygun biçimde kendilerini Tanrı’nın temsilcisi olarak görürdü.

Kadın ve erkek eşittir. Birbirlerine üstünlüğü yoktur.

Hikmet ve bilgi anlamına gelen kutsal kitapları Avesta, Zerdüşt’ün ölümünden yaklaşık bin yıl sonra yazılı hale getiriliyor. Pehlevice yazılıp daha sonra Farsça’ya çevriliyor.

Sessizlik Kuleleri (Dakme, Ölüler Şehri)

Zerdüştlükte 4 ana element (hava, su, toprak, ateş) yani doğa kutsaldır. Onları kirletmek istemezler. Bu nedenle ölüler toprağa gömülmez, yakılmaz. Bunun yerine şehrin biraz dışında tepe veya dağlık yerlerde “sessizlik kuleleri” yapıyorlar. Sağlam taşlardan yapılmış yuvarlak bir yapıdır. Sura benzer.

Üstte ve ortasında geniş bir dairesel platform var. Zemin büyük taş bloklarla döşenmiş, iyice betonlanmış.

Ölü sahipleri ölülerini nesasa denen görevlilere teslim ediyorlar. Yukarıya çıkmıyorlar. Platformda dıştan içe doğu erkek, kadın ve çocuk cesetleri konuluyor. Bu platformun ortasında yaklaşık 4-5 metre çaplı bir oyuntu var. Cesedin etleri akbabalar tarafından bitirildiğinde bu oyuğa atılıyor ve kuruması sağlanıyor. Daha sonra kemikler sahiplerine veriliyor. Bu şekilde küçük küp veya tabutlara konulup gömülüyor.

Nasesalar kuşların ölünün önce hangi gözünü yediklerine bakarlarmış. Sağ ise ölünün ruhunun iyi bir yere çıkacağı, solsa azap çekeceğine inanılırmış.

Ailenin bu süreçte geçici olarak kalması için kulenin alt tarafındaki arazide yapılmış evler var.

Ab anbar ve yanındaki rüzgar kuleleri de ölü yakınları için yapılmış.

Şah Rıza Pehlevi sessizlik kulelerinin kullanımını yasaklamış. Ama geçen seneye kadar kullanım az da olsa devam etmiş. Son görevli Şehriyar geçen sene ölmüş.

Ateş Tapınağı (Ateşgede, Ateşkedah)

Işık, ateş, aydınlık gibi kavramlar Zerdüştlük’te önemli demiştik. Bazı yanlış algıların aksine, ateş sadece Tanrı’nın inanç sistemindeki saflığı ve parlaklığını temsil eder. Belgeler, Zerdüştlerin başlangıçta ateş tapınakları olmadığını ve normalde evlerde veya tepelerin üstünde dua ettiklerini gösteriyor. Daha sonra dualar ateşin önünde yapılır olmuş. Bu yüzden tarih boyunca ateşin hiç sönmeden yandığı ateş tapınakları yani ateşkedahlar inşa etmişler.

Tapınağın kutsal ateşinin MS 470’den (Sasani İmparatorluğu dönemi) beri yandığı söyleniyor.  1934’te Yezd’deki bu tapınakta kutsanana kadar yanmasını sağlamak için başka tapınaklara ve gizli yerlere transfer edilmiş.

Bina, Hindistan’daki ateş tapınaklarına benzer şekilde tuğladan ve Ahameniş mimari tarzında inşa edilmiştir. Önünde geniş yuvarlak su havuzu (herşey kendine döner) bulunur.

Binanın giriş kapısının alınlığında Zerdüştlerin Ferveher (Furuhar) dedikleri kuş-adam sembolünü görüyoruz.

Bu sembolde kuş-adamın sol elindeki yüzük;  sadakati, sağ el; dua etmeyi ifade ediyor.

Üç katlı kanatlarda, üst kanatlar; iyi düşünceyi, orta kanatlar: iyi sözleri, alt kanatlar: iyi eylemleri temsil ediyor.

Kuyruk; kötü düşünce, söz ve eylemi temsil ediyor.

Sol ön tarafa doğru olan baston; saf ve kutsal şeyleri,  sol arka tarafa olan; yıkıcı şeyleri temsil ediyor.

Ortadaki halka; herşeyin (iyilik ve kötülük) kendine döneceğini simgeler.

Kutsal alev şu anda cam duvarın arkasından görülebilen bronz bir kase içinde korunmaktadır ve sadece Zerdüştlerin kutsal alana gitmesine izin verilmektedir. Hirbod adlı kişiler ateşin yanmasını sağlamakla görevlidir.

Yan binada Sedreh pushi törenlerinin görsellerle anlatıldığı bir müze var.

Zerdüştlükte çocuklar olgunluğa erdikleri yaş kabul edilen 15 yaşa gelince dinlerini seçme hakkına sahip oluyorlar. Zerdüştlüğü seçme töreninde de dine giriş; sedreh (gömlek) ve kosthi (doğruluğu yaymak için kutsal kemer)  giyme şeklinde oluyor.

Cuma Mescidi

Cuma Cami Kompleksi ilk olarak 12. yüzyılda yapılmıştır. Ama bugün görülen yapı 1324-1365 yıllarında İlhanlılar döneminde inşa edilmiştir.

Cuma Mescidi 48 metre yüksekliğindeki iki minaresi ile İran’daki en yüksek minareye sahip camidir. Mavi çiniler ise ihtişamlı bu minarelere zerafet katmaktadır.

İran mimarisinin Azeri stilindeki anıtsal kapısı, kendine has mimari tarzı, çinilerinin güzelliği ile şehre damgasını vuruyor.

Kıble duvarındaki mihrab, yarı sekizgen bir niş içinde mavi, sarı, lacivert çinilerle bezeli.

Evet öğlen oldu. Şehirde turlama ve yemek zamanı.

Yezd’i Özbekistan’daki Hiva’ya benzettim ben. Onun gibi orta çağın güzelliklerini muhafaza etmiş ve zamanı adeta durdurmuş bir şehir.

Rüzgar Kuleleri (Badgir)

Yezd mimarisinin bir özelliği de rüzgar kuleleri. Eski bir iklimlendirme sistemi.

Emir Çakmak Meydanı

Azadi Meydanı (Emir Çakmak Cami Kompleksi, Çakmak Meydanı)

Emir Çakmak Meydanı, Yezd’in sembolüdür ve aynı zamanda sosyal toplantıların ve gösterilerin merkezi olarak bilinir.

Ayrıca farklı dönemlerde değişik amaçlar için kullanılmıştır. Pehlevi Hanedanlığı zamanında meydan, diğer bazı meydanlar gibi, mezarlığa dönüştürüldü.  Daha sonra ise bu yasaklandı ve tüm mezarlar yıkıldı. Böylelikle meydan eski ihtişamını geri aldı.

Emir Çakmak Cami

Yeni Cuma Cami olarak da bilinen cami, meydandaki en eski yapıdır. İran’nın en büyük ve Yezd’in en fotojenik yapılarından. Üç katlı bir camidir. İçinde bir kervansaray, tekke, hamam, çeşme ve alışveriş alanının da olduğu bir ibadet kompleksi. 15. yüzyılda Timur İmparatorluğu döneminde Yezd Valisi Emir Çakmak tarafından inşa edilmiş. Mavi çiniler ile döşeli camide 2 kubbe ve 2 minare bulunur. Minareler turistlerin şehir merkezini seyri için yapılmıştır.

Su Müzesi ve Kehrizler

İranlılar 2000 yıl boyunca bitkileri sulamak ve içme suyu dağıtımı yapmak için kehriz denilen kanallar kazmışlar. Yağmur sularının % 90’ı yer altındaki rezervlerde biriktiğinden, doğru noktalarda kazılan bu kanallardan geçen içilebilir ve kullanılabilir temiz yeraltı suları İran’da halen alternatif su kaynağı olarak kullanılıyor. Su müzesi; kehrizler gibi diğer tarihi su taşıma ve stoklama teknolojileri hakkında bilgi vermek için 2000’de açılmıştır.

Zorhane

İran’ın kuvvet kazanma evleri. Geçmişi 2500 yıl evveline dayandırılıyor. Bu da geleneğin İslamiyet öncesinde oluştuğu anlamına geliyor. Zurhanedeki sporcuların yaptıkları hareketler askeri birliklerin eğitiminde, savaşa hazırlıkta kullanılan hareketlermiş. İdmana katılanların inançlı, mütevazı, dürüst, cesur kişiler olması bekleniyor.  Zurhanede, davul ve zil yardımı ile müzik de yapılıyor.

 

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir