Valensiya

İspanya’daki 4. günümüzün akşamı saat 22:30 gibi trenle Valensiya’ya varıyoruz. Mecaralı da olsa gara yakın, küçük şirin butik otelimiz Zalamera’ya yerleşiyoruz.

5. gün: 6 Nisan 2017 Perşembe

Valensiya şirin bir İspanya şehri. Saat 14’teki trenimize kadar kadar burayı gezeceğiz.

Valensiya Arena (Plaza de Toros de Valencia)

Tren istasyonun yanında bulunan arena 1859’da yapılmış. Mimarisinde Roma’daki kolosyumdan ilham alınmış.

Belediye binası

Central Market (Mercat Central)

1914 yılında yapılmış kapalı bir pazar yeri. Aslında fazla bir özelliği yok.

İpek Pazarı (La Lonja)

Valensiya’nın altın çağını yaşadığı yıllarda 1483’de bu ipek takas pazarı inşa edilmiş.

Quart Kulesi (Torres de Quart)

Valensiya’nın old town bölgesi 14. yüzyılda surlarla çevriliymiş ve yukarıdaki kapı şehre girmek için kullanılan kapılardan biriymiş. 15. yüzyılda yapılmış ve Valencia’da ayakta kalan iki kapıdan biri. Bir dönem kadın mahkumların tutulduğu, bir dönemse savaş esirlerinin tutulduğu zindan olarak kullanılmış.

Virjin Meydanı (Plaza de la Virgen)

Şehir M.Ö. 138’de ilk olarak bu meydanda kurulmuş.

Meydanda bulunan Turia çeşmesi.

Valensiya Katedrali

Virjin meydanında bulunuyor.  İlk olarak 13. yüzyılda Araplar tarafından cami olarak yapılmış, ancak kısa zaman sonra şehir el değiştirince kiliseye çevrilmiş.

Yanında çan kulesi de bulunuyor.

Geçirdiği yangın neticesinde büyük bölümü hasarlanmış ve üç farklı dönemde yeniden restore edilip büyütülmüş. Bu nedenle dış cephesi gotik, barok ve neo-klasik tarzda yapılmış.

Katedralin etrafı hareketliydi. Turistler, ressamlar, sokak sanatçıları ile doluydu.

Katedral çıkışı beni korkutan, etraftaki tüm turistlere güldüren muzip sokak sanatçısı.

Bu da en şirin sokak sanatçısı.

Seramik ve Dekoratif Sanat Müzesi

18. yüzyılda gotik tarzda yapılan ev daha sonra farklı tarzlarda da yenilenmiş. 1949’da Gonzales Marti tarafından alınarak kendi seramiklerinin sergilediği bir müzeye dönüştürülmüş.

Giriş 3 euro.

  

Amerikalı heykeltraş Anna Hyatt’ın da eserleri sergileniyordu.

Çok renkli bu müzeyi biz çok sevdik.

Artık gitme vakti geldi.

14’teki Barselona trenine binmek üzere gara gidiyoruz.

Gardan görüntü.

 

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir