Fas-Casablanca

FAS

Ülkenin ismi uluslararası dilde Morocco veya Moroc; eski başkenti Marakeş’ten türetilmiş. Berberi dilinde “Tanrı’nın ülkesi” anlamına geliyor. Diğer dillerinde ismi “El-Magrib” yani en uzak batı ülkesi. Biz de buradaki fes üretiminden dolayı veya eski başkent Fes şehrinden dolayı Fas demişiz.

Osmanlı’nın hakimiyetine hiç girmemiş olan Fas; İspanya’ya sadece 14 km mesafede olup eski şehir merkezlerinde kültüründen ödün vermeyen, sömürge dönemlerinde ise yeni şehirlerinde modern yapılara yer vermiş bir ülkedir.

Başkenti Rabat, para birimi dirhemdir (MAD). 1 Euro yaklaşık 10 MAD.

Resmi dili Arapça olmasına karşın bir dönem Fransız sömürgesi olan ülkede hemen herkes Fransızca biliyor. Grubumuzdan Nuri bey bir çok Faslı’nın kendi aralarında Fransızca konuştuğunu farkedince nedenini sormuş. Fransızca’ya çok değer verip Arapça’yı biraz küçümsediklerini öğrenmiş.

Halkın % 99’u Müslüman.

Türkiye’den 2 saat gerideler.

Fas’ta en eski yerli halk Berberiler ile bölgeyi 7. yüzyılda ele geçiren Araplar birbirlerine karışmış durumdalar. Ancak uzak dağ köylerinde hala saf Berberi halkı kabile kimliklerini sürdürerek yaşamaya devam ediyorlar. Fas’ta yaşayan halklar arasında 14. ve 15. yüzyıllarda güney İspanya’daki Hristiyan istilasından kaçan Endülüslü Müslüman ve Yahudiler, Sadi yönetimi sırasında Batı Afrika’dan getirilen köleler ve Fas’ın en güneyinde Sahra Çölü’nün göçmen kabilelerinden Tuaregler de bulunmaktadır.

Dağlardaki Berberi kabileleri ile ovalardaki Araplar arasındaki mücadeler ile geçen tarihinde sırayla gücü elinde tutabilen hanedanlıklar tarafından yönetilmiştir. 18. ve 19. yüzyıllarda ise Avrupalı güçlerinin müdahale ve sömürüsüne maruz kalmıştır. 1956’da bağımsızlığını kazanmıştır.

15 Eylül 2018 Cumartesi

Sabah 11:20 THY uçağı ile Casablanca’ya uçuyoruz. Yolculuk 4,5 saat sürüyor.

İner inmez panoramik şehir turuna başlıyoruz.

Casablanca

Arapça’da şehrin adı “beyaz ev” anlamında “Darü’l-Beyza”dır.

1515’te Portekizliler burada “Casa Branca” (beyaz ev) adında bir şehir kuruyor.

18. yüzyılda buraya yerleşen İspanyol tacirler bu adı Casablanca  olarak devam ettirmişler.

Şehir, Fransız sömürgesi döneminden bir çok iz taşıyor.

Afrika’nın en büyük ikinci şehri.

İsminin yarattığı etki müthiş. Zannediyorsunuz ki Fas’ın en güzel, en etkileyici şehri. Ama pek öyle değil.

Önce, Humphrey Bogart ve İngrid Bergman’ın baş rollerini paylaştığı, Michael Curtiz’in yönettiği, 1942 yapımı, “En İyi Film, Yönetmen ve Uyarlama Oskarlar’ını” alan film geliyor aklımıza. “Bir daha çal Sam”.

Neyse sırayı bozmadan anlatalım. Modern görünümlü şehir caddelerinden ilerleyerek II. Hasan Camisi’ne geliyoruz.

II. Hasan Cami

Casablanca’ya İslami bir mimarinin damga vurması amacıyla yaptırılan cami 1993 yılında tamamlanmış. Casablanca’nın simge yapısıdır. Yapımına tüm Faslılar katkıda bulunmuş. Eski şehrin kuzey ucunda okyanus kıyısında bulunuyor.  Mekke’dekiler dışında dünyanın en büyük camisi böylece ortaya çıkmış. 200 metre yüksekliğindeki minaresi bulunuyor.  İki hektar üzerine inşa edilen camide iç mekan 25 bin, dış mekan 80 bin kişi kapasitesine sahip. Fransız mimar Pinseau tarafından yapılan cami Fas ve Emevi mimari özellikleri taşıyor.

Caminin yapımında 10 bin zanaatkar çalışmış.

Karmaşık ve zarif mermer oymacılığı göz alıyor.

Zellij çinileri.

Rick’s Cafe

Casablanca filminin çekildiği meşhur cafe. Ama aslında film burada çekilmemiş. Daha sonradan cafenin aynısı burada tekrar inşa edilmiş.

Katedral Sacre Coeur

Fas’ın Katolik Fransa’nın egemenliğinde olduğu 1930’da inşa edilmiş. Neo-Gotik tarzdaki eser Fransa’da birkaç kilise tasarlayan Paul Tournon tarafından tasarlanmış. Batı cephesine bakan ikiz kuleler kare minarelere benziyor.

1956’da Fas’ın bağımsızlığından sonra dini kullanımına son verilmiş. Önce okul, daha sonra kültür merkezi olarak kullanılmış. Bugün fuar ve sergilere ev sahipliği yapıyor.

V. Muhammed Meydanı

Sacre Coeur Katedrali, 1930’ların Mağribi tarzında yapılmış Belediye Binası, Adliye, Fransız Konsolosluğu ve postane yer alır.

Meydanda su satıcısı

Buraya çok yakın Fransızlar tarafından 1930’larda inşa edilen Yeni Kent Merkezi (Quartier Habous) (New Medina) bulunuyor. Alışveriş için yerel dükkanların bulunduğu çarşılar mevcut.

Olive Souq (Zeytin Çarşısı)

Ve Fas’ın meşhur nane çayını içmek ve soluklanmak için bir mola

   Moulay Yusuf Cami

Kraliyet Sarayı

Otele doğru dönüyoruz. Zengin Anfa bölgesinden geçiyoruz.

Oteller bölgesi Atlas okyanusu kenarında bulunuyor. Bu caddeye bizdeki Kordon’a benzer şekilde Corniche diyorlar. Otelimiz Suisse hotele yerleşip akşam yemeği yedikten sonra sahilde yürüyüşe çıkıyoruz. Kızarmış salyangoz satan tezgahlara denk geliyoruz. (Hem de Müslüman ülkede :))

Buradaki insanlar biraz gürültücü.  Arabalardan yüksek sesli müzikler ve korna sesleri geliyor. (Maalesef bu gürültü sabaha kadar sürüyor ve ekipçe gece boyunca kalitesiz bir uyku çekiyoruz.)

Bir düğün konvoyuna denk geliyoruz. Gelinle damat arabadan inip etraflarında toplaşan halkla oyun oynadıktan sonra yollarına devam ediyorlar.

Corniche’de bir cafede gecenin keyfini çıkaralım diyoruz. Her şey güzel ama bu sefer de yan tarafta gençler arasında bir kavga çıkıyor. Casablanca pek de isminin çağrıştırdığı kaliteyi, güzelliği sunamayan bir şehir. İdare eder konumunda.

 

 

 

 

1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir